Askerlik...


Sonunda sıra bana da geldi ve Pazartesi bende vatani görevimi yapmaya gidiyorum. Bedelli 21 gün yapmayı düşünürken koşullar gereği 6 ay yapacağım. Belkide böylesi daha da iyi olacak. Dün gece (10 nisan 00.10) askerliğimi nerede yapacağımı öğrendim, öss sınav sonucu öğrenmek gibi bir durum...hafif stres bolca heyecan ve sonucunda Erzincan İl Jandarma Komutanlığı kısa dönem er. Şuan heyecan yok diyemem ama çokta değil yurt dışı deneyimlerimde başımdan epey zorluk geçti ve her geçen zorlukta bir şeyler öğretti. Bu 6 ayda da bir çok şey öğreneceğimi biliyorum ve yaşayacaklarım ile ilgili endişe duymuyorum. Asıl endişe duyulan 6 ay sonrası...

1-2 hafta öncesinden neler götüreceğim konusunda yeni askerden dönenlerden ve internet yazılarından bilgi aldım. 3 gün önce de kendi listemi oluşturup alış verişimi yaptım. Artık hangisi yararlı hangisi gereksiz gidince göreceğim ve deneyimlerimi paylaşacağım.



Aslında buradaki ürünlerden bir yazı yazmak isterdim ama vakit kısıtlıydı :)

Asker Evren'nin alış-veriş listesi şu şekilde oluştu;

  1. Güneş Kremi (50 Faktör)
  2. Silikon Tabanlık
  3. İç çamaşırı (alt üst 7 takım)
  4. Şampuan (saç ve vücut bir arada 2 adet)
  5. Dış Fırçası ve Macunu (2 adet)
  6. Traş takımı, Köpük ve Balsam
  7. Deodorant ve Rolon
  8. Dolap, Bavul ve Bot kilidi
  9. Sabun
  10. Çengelli iğne ve Dikiş Seti
  11. Havlu (Yüz ve Vücut)
  12. Terlik
  13. Yastık Kılıfı
  14. Eşortman
  15. Kirli ve Temiz Çamaşır Torbaları
  16. Giysi Kılıfı
  17. Asker Cüzdanı
  18. Telefon Kartı
  19. Islak Mendil (2 rulo)
  20. Wc Kağıdı
  21. İlaç ve Yara Bandı (Kas gevşetici, Mide ilacı, Mantar ilacı)
  22. Askı (2 adet)
  23. Kırtasiye
  24. Duş Lifi
  25. Siyah Çorap (7 adet)
  26. Spor Ayakkabı
  27. Kulak Pamuğu
  28. El kremi
  29. Bot için Boya


Bir şey unutmadım sanırım. Pazar günü (yarın) hızlı trenle Ankara Pazartesi sabah 9.20 uçağıyla Erzurum oradan da 3 saat otobüs yolculuğuyla ver elini Erzincan...Hadi Hayırlısı...

Uzun süre Blog sayfamda güncelleme yapamayacağım sanırım bu süre zarfında Mahmut Tuncer'den Jandarma(Cenderme) isimli türküyle beni içinizde yaşatın...Sevgiler, Saygılar...

Posted by Evren Barlas | zaman: 01:28 | 0 yorum

2 Reklam 2 Şarkı...

Çocukluğumdan beri reklam kuşağına ilgi duyar, reklamlar başladığında nadir kanal değiştiririm. Severek seyredilen programın reklam arasında "Ne çok reklam koyuyorlar?!" serzenişlerine de kızarım çünkü bilirim ki seyredilen program o reklamları almasa var olamayacak. Ayrıca bir ürünü ya da hizmeti satma çabası sonucu ortaya çıkan yaratıcılığın yarıştırılmasını izlemek keyif verici. Son dönemde reklamcılar, reklamların izlenebilirliğini arttırmak için müziği en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorlar, öyle durumlar yaratılıyor ki reklamla müzik öz deşiyor ve aynı müziği başka yerde duyduğumuzda aklımıza sanatçısından çok ürün ya da hizmet geliyor. Şu sıralar benim aklımda Puma'nın (Gnarls Barkley-Going On) ve Adidas'ın (Dee Edwards-Why Can't There Be Love) reklam müzikleri var, arayıp da bulamayanlar için ;








klipler Dee Edwards - Why Can't There Be Love

Posted by Evren Barlas | zaman: 01:47 | 0 yorum

El Bulli...Dünyanın en iyi restoranı...



Yemeklerle arası iyi olan bir ailenin üyesiyim -kilo ortalaması da bunun bir nevi göstergesi sanırım.- Yemek yemeyi seviyorsa insan yemek uğruna kat edilen mesafeler ve katlanılan zorluklar teferruattır. İspanya'nın Katalunya özerk bölgesinde cala montjoi koyunda bulunan El Bulli restoranı da dünyanın en iyi restoranı ödülünü aldığına göre her türlü zorluğa değecek kalitede yemekler yapıyor. Ancak katlanılacak zorluklar sadece ulaşım zorluğu ile sınırlı değil, yılın sadece 6 ayı açık kalan restoran için rezervasyon yaptırmak bir dert 1.000.000 kişinin içinden seçilen 8000 kişinin içinde yer almak ayrı bir dert.


El Bulli personeli 6 ay çalışıp 6 ay kazandıkları paraları yemiyorlar, diğer 6 ay boyunca daha mükemmel tatlar nasıl yaratırız diye çalışıyorlar. Yaptıkları da ortada yemekten çok bir sanat eseri kıvamında. Şeften daha çok sanatçı denmesini hak eden El Bulli'nin efsanesini yaratan Ferran Adria, Times tarafından dünyanın en etkili 100 adamı içerisinde gösterilen bir şahsiyet. Yemek yoluyla zevk verme sanatını icra eden Ferran'ın sihri "moleküler gastronomi" örneğin fıstık görünümünde olan bir yiyeceğin tadının ızgara karides olması.

Bir kişi için ortalama 250-350 euronun ödendiği restoranda yılda 8000 kişi yemek yese de Ferran Adria'nın verdiği röportaja göre devlet desteğinin yanısıra Adria’nın konferanslar, kitaplar, mutfak malzemeleri gibi ismini markalaştıran işleri olmasa, sadece restorancılıktan karnını doyurması mümkün olmayacakmış. İnanması güç ama gerçek. 2011 sonrası restoranın en az 2 yıl kapalı olacağını açıklayan Ferran bu dönem içinde sadece yemeğin kendisini değil restorancılığı yeniden şekillendirmek üzerine düşüneceğini söylüyor.

Büyük porsiyon yemekleri ekmek, pide ya da lavaşla tüketen Türk toplumu bu küçük porsiyonlarla sunulan sanatsal yemekleri yiyerek doyabilir mi? -Zor gözüküyor. Tıka basa doymaktan farklı arayışları olanların ölmeden önce yapılması gerekenler listesine El Bulli'de yemek yemeyi eklemesi gerektiğini düşünüyorum.





Posted by Evren Barlas | zaman: 14:52 | 0 yorum

Gs İletişim Platformunda "Giriş, Gelişme ve Sonuç"


Galataray taraftar forumundan alıntıdır.

Maçtan önce;

Daum Fenerbahçe kadrosunu açıklayınca :))
´´ Huhaahaa Super kadro çıkarmışlar.Kadroları yan yana koysanıza hacı her alanda ustunuz ´´
´´şu kadroya bakıpta halaa rahat kazanamazsak hiç çıkıp bundan sonra fark falan beklentisine girilmesin.Anadolu takımı kalitesinde bir kadro...´´
´´ sadece şansa ihtiyacımız var diğer tüm konularda üstünüz.şans ortada olursa 4 bizden yana olursa 7 atarız.ahanda yazdım buraya. ´´
´´Fenere fark atarsak forum cöker.´´
´´Ortasahaları şuan çok rezil kağıt üstünde‚ilk 15 dk da bir gol atıp 5-10 dakika kontrol futbolu oynarsak yemin ederim TARİHİN EN BÜYÜK FARKI GE-LE-Bİ-LİR.´´ ´´Antu erken kepenk indirmiş. Korktular şimdiden muhahaha´´
´´maçdan sonra da kalkmaz o kepenkler ´´
´´Gol yağmuru olucak bu akşam ´´
´´3 farktan aşağı atarsak yenilmişiz sayarım.´´

Maç sırasında;

´´Bu maçtada gol atamazsak son iki maçımızda 0 çekmiş olacaz Hücum gücümüzü kullanamıyoruz. King Baros nerdesin´´
´´şu fenerı yenemezsek yazık ya bu elanoda nasıl bu kadar silik oynuyor anlamıyorum biraz insiyatif al be adam topa yaklaş pas at duran top kullan bişe yap ya!!´´
´´ya kötü oynarsın belliki topta pek sevmiyo bizi ama resmen ruhsuz oynuyoruz adamlar ayaklarına topu aldıklarında bırakıyoruz rahat rahat döndünüyolar ´´
´´maç başında fark beklerken şimdi 1-0 olsun bizim olsun diyorum´´
´´Yedik´´
´´ulan FRANCO böyle golmu yigilir S***siz !´´
´´Selçuk Attı Bravo Yazıklar olsun sizin gibi takıma!!! ´´
´´Bari berabere bitsin şu maç yaaaa....´´ ´´moralim sıfır ölsemde kurtulsam ya bu nasıl bi hayat ´´
´´Mistik bi şeyler var ben inandım artık.´´
´´gooll yee gol ye de gidipte selcuktan yeme yaaaaaaaaaaaaaaa´´
´´senin gibi kalecinin allah b..lasini versin... su takimdan hemen bu s...sizin‚ mehmet topal‚ ve canerin gonderilmesi lazim..rikard da gitsin artik...kimse savunmasin bu heriifi bana.´´
Onu bunu bırakalım.Ntvspor u açalım gerçek derbi orada.Real Madrid-Atletico Madrid ´´

Maçtan sonra;

´´Şaşırılacak bir durum yok ortada esasında. Her sene ayni şeyler oluyor. Bunu taraftalra‚yönetimle‚teknik direktörle‚ şansla vs. ilgisi yok... Futbolla alakası olmayan insanları toplasa Fenerbahçe bizi yine bir şekilde dövmeyi başarır.´´
´´trübünlerde hep lüküs hayat yaşayan aile bireyleri maç boyunca yerlerinden kıpırdamadılar fenerlilerin sesi maç boyunca daha çoktu.500 tane fener taraftarın sesini dinledik´´
´´Taraftarımız da bir halta yaramıyor zaten.´´
´´Yahu birşey olmaz.İlk kezmi kaybediyoruz.Hayır..Dağılın şimdi. ´´ Bu mesaja cevap--- ´´şakamısın sen yaa´´
´´fenerin ölüsü bize yetiyor her zaman‚her şartta yeniyorlar bizi Bir kere şu takıma şansımız tutsun ya yeter ya ´´
´´Artik mucizeye kalmis isimiz.Bundan sonra fb´yle çikacagimiz her maç hükmen maglup sayilalim. ´´

Yorumsuz...Sade ve Net...


Posted by Evren Barlas | zaman: 18:00 | 1 yorum

Galatasaray-Fenerbahçe "Derbi"


Bir hafta önceki Gaziantepspor maçını canlı izledikten sonra Galatasaray maçının çok zor olacağını düşünmüştüm. Hemen tüm otoriteler Galatasaray'ı favori göstermişti hafta içi ancak buna rağmen Galatasaraylı taraftarların sosyal iletişim ağlarında maç hakkında yorum yapmaktan kaçınmaları düşündürücüydü bunun üstüne Facebook iletime "listemdeki Galatasaraylıların "bir mahsun mor menekşe" gibi suskun kalması ilginç..."maç sonuçlandıktan sonra konuşacağız" pozu mudur bu yoksa çok konuşup sonrasında yine hüsrana uğrayıp daha fazla dalga geçilmesine olanak sunmayalım duruşumu?!" yazdım.

Galatasaray maçı günleri heyecanlı olurum vakit geçmek bilmez, bu sefer saate bir baktım 18:00 olmuş bile, sabahki sakin hal gitti heyecanlı bir bekleyiş başladı. Uğurlu kaşkol takıldı televizyona yakın bir yer seçildi ve maç başladı. Zaman geçtikçe görülen Fenerbahçe'nin maça daha iyi konsantre olduğuydu-her Galatasaray maçında olduğu gibi-. Belki çok iyi bir futbol yoktu sahada ancak ne yaptığını bilen ve mücadele eden bir takımı seyretmekte keyifliydi. Devre 0-0 sonuçlandığında aklımdan "iyi mücadele ederken 1 gol atmalıydık" düşüncesi geçiyordu. İkinci yarıya beklenen gibi Galatasaray daha etkili başladı, yüreği ağza getiren Dos Santosun vuruşu auta gittiğinde dedemi anarak "atamayana atarlar" dedim. Bu deyişin 10 dk sonrasında beni yanıltmayan kişinin Selçuk oluşu hayret uyandırmakla beraber farklı bir mutluluk yarattı ancak golü Selçuk mu attı yoksa Leo Franco mu yedi orası tartışılır. Son dakikalarda Keitanın vuruşunu çıkaran kaleci Volkan belkide TSL'de sezonun kurtarışını yaptı ayrıca son dakikada topu poposuyla stop edişi sezonun hatırlanacak hareketleri arasına girdi. Maç bittiğinde sevinç ve huzur bir aradaydı, hemen Facebook iletisi yazma gereği gördüm ve "
kimse üzülmesin...kimse de sevinmesin...alışık olunan bir duruma karşı ne üzülmeye ne de sevinmeye gerek yok..."yazdım. Gecenin sonunda babamın "bu akşam şöyle rahatça uyuyacağım" demesi de yüzümde tebessüm yarattı ve gerçekten de daha bir huzurlu uyudum.

Maç sonundan sabaha kadar da oldukça maç geyiği yaratılmış, sevdiklerimi paylaşmasam olmaz. İşte bazıları;

Kadıköyde çaldığımız MOR MENEKŞE şarkısına misilleme olarak Kanaryam şarkısını hazırlatan 6alatasaray yönetimi Fenerbahçe hezimetinden sonraki yeni şarkısını açıkladı: Kazım Koyuncu&Şevval Sam Koyverdin Gittin Beni

Arda Turan, Sinem Kobal, Adnan Polat ele ele verip Selana'yı çağırsa bile bu eziyet bitmez.

Devlet, Ali Sami Yen ızdırabına son veriyor. Türk Telekom Arena 6 ay sonra devreye giriyor.

Aziz Yıldırım'dan bu sene yeni transfer değil, yeni bir ezeli rakip istiyoruz.

Maç bileti 90 TL, dakikası 1 TL olmuş bu büyük zevkin.

Turkcell, Avea ve Vodafone bu kampanyada birleşti. KOY yaz 1907 ye yolla fener gelsin evinde koysun KADIKÖY'e kadar yorulma

Posted by Evren Barlas | zaman: 14:44 | 0 yorum