Evlilik Programları Meselesi...




Tv kanallarının öğleden sonra yayın kuşaklarında da reyting alma çabası sonucu ortaya bir çok program çıktı. Önceleri "BBG", "Gelinim Olur musun?", "Yabancı Gelin" -unuttuğum varsa affola-programları Türk izleyicisinin can evi olan "dedikodu" merakından vurdu. Sonrasında RTÜK "Türk aile örf ve ahlakı ...vs" tadında kararlar aldı ardından bu programlarda yaşananlar kurmaca mı soruları akla geldi ve programların devamı çekilmedi -zaten yeterince çekilmişti-. Sonunda izleyicilerin kafasında kurmaca mı sorularının daha az yaşandığı "Türk örf ve adetlerine" daha uygun bir program bulundu nam-ı diğer "İzdivaç". Sunucunun ismine göre program ismi değişebilir ama amaç asla. Programlarda yaşlı, az çok birikimi olan erkekler "hayat arkadaşı" adında hayatlarına son bir heyecan katma çabası içinde bayanlar ise anlaşmak sorun değil önemli olan parasıyla beni rahat ettirsin düşüncesinde. İşte evlilik bu kadar "kutsal bir müessese" programa katılanlar için. Bazı izleyenler için ciddiye alınarak seyredilen ve ev içinde tartışmalara dahi konu olabilecek bir program bazıları için ise gülmek için birebir. Bu programlar evlenecek kimse kalmayana dek sürer mi? diye düşünüyor insan ama bilinmelidir ki bu programlarda gün gelecek yerlerini başka programlara bırakacak-inanması zor olsa da-. Ancak programda yaşanan ilginç diyaloglar unutulmayacak. İşte bunlara bir kaç örnek;




tv - kuşuma bakarmısın :) | izlesene.com



tv - döşü kıllı olsun | izlesene.com

Posted by Evren Barlas | zaman: 17:20 | 0 yorum

Yargı Krizi Meselesi...



Türkiye'de yaşanan son olaylara dair Turhan Selçuk çizimiyle, Yılmaz Özdil yazısıyla düşüncelerime tercüman olmuş.


Tango and Cash

Adamlar polistir... Bi karambol olur, iftira atılır, zart diye içeri tıkılırlar.

Böylece, enseleyip içeri tıktıkları azılı mahkûmlarla aynı hapishanede adalet mücadelesi vermek zorunda kalırlar.

*

The Last Castle

Generaldir... Irak'ta Bosna'da acayip işler başarmış kahraman komutanken, bi katakulli olur, suçsuz yere içeri tıkılır. Kendisinden düşük rütbeli cezaevi müdürüyle papaz olur filan.

*

Brubaker

Hapishane müdürüdür... İnsan hakları suçlarını belgelemek için, sanki mahkûmmuş gibi içeri girer. Rüşvetçi, işkenceci hapishane yönetimini mahkûm eder, şerefsiz valiyi rezil-i rüsva eder.

*

Red Corner
Avukattır... Çin'de büyük bir iş bağlantısı yapar, ödül olarak kendisine Çinli bir kız ısmarlar. Ayvayı yer. Çünkü, sabah kalktığında kızın cesediyle karşılaşır, içeri tıkılır. O masum olduğunu kanıtlayana kadar, seyirciler bir daha Çin'de zamparalık yapmamaya yemin eder.

*

Prison Break
FBI ajanıdır... Adaleti yerine getireyim diye bir suçluyu öldürür, bahçesine gömer, unutmak için uyuşturucuya başlar, derin devletin kucağına düşer, neticede içeri girer. Başroldeki suçsuz mahkûmlarla kanka olur. Firar eder. Kendisini tufaya getiren derin devlete savaş açar.

*

A Few Good Men
Subay avukattırlar... Cinayetten
içeri tıkılan erleri savunurken, meğer, cinayet emrini bir albayın verdiğini bulurlar, askeri yargı davası memleket meselesi haline gelir, çarşı karışır.

*

24
ABD Başkanı'dır... Aslında başkan yardımcısıdır, hükümet darbesi yapar, başkan olur, teröristlere kitle imha silahı satar, haysiyetsiz bi arkadaş olduğu ortaya çıkınca, yargılama bile yapılmadan ömür boyu ev hapsine mahkûm edilir, kafayı yiyen eşi tarafından haşırt diye bıçaklanır.

*

Hollywood bu...

*

Generali de içeri tıkarlar, avukatı da, polisi de, ajanı da... Hatta başkanı da.
*


Peki, film icabı bile olsa, tutup içeri tıktıkları “Başsavcı” var mı? İşte o yok.

*

“Avatar”ı hayal etmeyi başaran senaristler, böyle bi şeyi hayal edememişler... “E yok artık!” demişler.

*

Gerçekçi olmaz çünkü.
Komedi filminde bile olmaz.

Posted by Evren Barlas | zaman: 13:25 | 0 yorum

Alınmalı...Akvaryum



Hayvan beslemek özveri gerektiren bir uğraş, ben bunu köpek besleyerek anladım. Yemeği, aşısı, temizliği, tuvaleti, eğitimi gerçekten zor. Akvaryum balığı sahibi olmanın da kendi çapında zorlukları var elbet ancak yalnız bıraktığınızda acaba ne yaptı diye kafanızın daha az yorulacağı kesin. Akvaryum iyi de temizliği can sıkar diyenlere müjde çünkü bu 2 akvaryum alternatifi kendi kendini temizleme özelliği taşıyor üstelikte görsel olarak koyulduğu mekana hareket katacak nitelikte. Hayvan sevgisini daha az çabayla göstermek isteyenler için akvaryumlar sizi bekliyor.


Posted by Evren Barlas | zaman: 18:10 | 0 yorum

Kullanılmalı...Fizy/videomüzik


Fizy müzik severler için gerçekten harika bir site. Kendim bizzat test ettim en bulunması zor şarkı ve videolar üzerinde ve her seferinde sonuç başarılı oldu. Kendi listelerinizi oluşturmanız bunları adlandırmanız kadar twitter ve facebookta da bunları paylaşmak hoş seçenekler. Bir güzelliği de mood sekmesi, bu sayede o anki ruh halinize göre şarkılar dinlemeniz mümkün ayrıca benim gibi keşfetmeyi sevenler içinde bulunmaz bir nimet. Güle güle kullanın.





Posted by Evren Barlas | zaman: 21:18 | 0 yorum

14 Şubat Meselesi...


Sevgilisi olanı da olmayanı da huzursuz eden güne çok az kaldı. Aslına bakılırsa sevgilisi olmayan erkekler sevgilisi olan erkeklere göre daha huzurludur o gün. Sevgilisi olan erkeğin üstünde ağır bir yük vardır; hediye seçimi, günün geçirileceği mekan seçimi ve söylenmesi muhtemel sevgi sözcüklerinin seçimi gibi. Peki neden sevgililer gününde erkek daha çok çaba sarf etmesi gereken taraftır? Bütün günün planlamasını yapıp erkek arkadaşının sadece eşlik etmesini isteyen bir bayan görmedim, duymadım da. Erkeklerin hediyelerine karşılık daha müthiş bir hediye alan bayana da rastlamadım ama bu benimde şansızlığım olabilir. Sonuçta erkekler sevgililerini sevgililer gününde mutlu etmek için daha çok çabalayan taraf olacaktır ve bu böyle gelmiştir böylede gidecektir.

Bazı çiftler sevgililer gününü "piyasayı hareketlendirmek için uydurulmuş bir gün" bazıları "bizim için her gün sevgililer günü özel bir gün değil ki." tadında yorumlasalar da çiftin erkek tarafı buna kanmamalıdır. Çünkü hiç bir kız başka bir kız arkadaşına biz sevgililer gününe inanmıyoruz demek istemez. Son ana kadar sizden bir sürpriz bekleyecektir ve siz gerçekten hiç bir şey yapmazsanız dolaylı ya da dolaysız kavga etmeyi göze almış bulunmuşsunuzdur.

Hediye konusuna gelince, bu ay yayınlanan Boxer dergisinde ünlü kişilere size alınan en güzel hediye neydi diye sormuşlar. Hemen hepsi küçük ve basit hediyelerden söz etmiş, beraber çekilmiş fotoğraflardan oluşan takvim ya da albüm en çok verilen cevap. Sakın bu ünlü kişilerin kendileri maddiyatçı lanse edilmesin diye söyledikleri cevaplara inanmayın. Paranız varsa gösterişli bir hediye alın yoksa mutlaka onu şok edecek bir sürpriz hazırlayın. Tabi aklından çıkmak istemediğiniz bir sevgiliniz varsa.

Sevgilisi olmayanlar sevgililer gününde kendilerini şanslı saymalı mıdır? Tartışılır. Kendi adıma sevgililer günü insana yük getiriyor olsa da hayatınızda gerçekten mutluluğu için çaba sarf edilecek birisinin olması güzeldir. Gerçi ben hayatımın en güzel sevgililer gününü o an itibarıyla sevgili olmadığım biriyle geçirmiştim. Umarım bir gün daha iyisi yaşanır. Şimdiden herkesin sevgililer günü kutlu olsun...


Posted by Evren Barlas | zaman: 12:29 | 0 yorum

Evlenilesi Bayanlar...(Tanem Sivar)



Evlenilesi bir bayan Tanem Sivar, Özel Marmara Koleji’nden mezun olduktan sonra San Diego State Üniversitesi’nden İletişim ve Televizyon- Sinema bölümlerinden mezun olmuş. Bir sene Fox Tv ve 944 da çalıştıktan sonra 2005 yılından beri Acun Ilıcalı Prodüksiyon’da çalışıyor. İlk kez gözüme Acun Firarda programında çarptı şimdi ise Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasını seyretme sebebim. Normal şartlarda seyretmeye katlanamadığım sahne öncesi ve sonrası röportajlarını seyredilebilir ve bitmesini istemediğim anlar haline getiriyor. Öyle aman aman güzelliği yok ancak güzel gülüşü ve etrafına yaydığı pozitif enerji onu evlenilesi bayanlar klasmanıma sokuyor. Saçlarının ve dişleri ışıltısı değinilmeden geçilecek türden değil, ışıl ışıl.Kişisel kanaatim beraber olduğu İnsanın ömrünü uzatır.

Posted by Evren Barlas | zaman: 10:19 | 2 yorum

Spor Yapmalı..!


Hayatta kendimle ilgili yapmayı en çok istediğim şey böyle bir vücuda sahip olmak hatta bucket listemde bile bu var. Madem bu kadar istiyorum neden yapamıyorum sorusunu kendime defalarca soruyorum ve kendimce bahaneler üretiyorum. Yeterli zaman olmaması -son 3 ay yeterli gelmedi mi?!- Yeterli motivasyon olmaması-ileride çocuklarına gösterecek havalı bir havuz başı foton olmaması acı olmaz mı? ha bide yakışıklı değil ama sempatiklikten kurtulmada yeterli motivasyon olmalı- Bu çelişkilerden kurtulduğum zaman bu yolda başarıya ulaştığım an olacaktır bunu biliyorum ve bu zaman yaklaşıyor bunu hissediyorum. İnsan bir şeyi çok isterse onu mutlaka yapar ve ben 30 yaşıma böyle bir vücutla girmeyi istiyorum.

Aynı duyguları paylaştığım kişiler için bir site öneriyorum. 4 ay sürecek bir programı kapsıyor beslenmede buna dahil edilmiş. Bir gün bende başarı öykümü fotolarla burada yayınlayacağım inşallah.


Önce videoyu izleyin ve üye olun gerisi gelecektir, gelmelidir.




Posted by Evren Barlas | zaman: 10:35 | 0 yorum

Gülünmeli...Yiğit Özgür Erotik Hikaye Yazarsa :)





adım tahsin yolbeyli, 23 yaşındayım. bu yaz tatlilinde komşumuz ayfer ablayla yaşadığım macerayı sizinle paylaşmak istiyorum... ayfer abla iki yıl önce kocasıyla birlikte apartmanımıza taşınmıştı... ve ben, o günden beri onun için çıldırıyordum... ayfer abla 32 yaşında 1.65 boylarında beyaz tenli enfes bir kadındı...
kocası ümran abi 39 yaşında 1.85 boyunda atletik yapılı, yanık tenli, nefis bir adamdı... ama konumuz o değil, konumuz ayfer abla...
ayfer abla sürekli giydiği askılı bluz ve mini etekle aklımı başımdan alıyordu. bir gün dayanamayıp kendisine açıldım...
-ayfer abla sürekli niye aynı şeyleri giyiyon?insan kokar yav...
-yıkıyoruz herhalde...
aradan günler geçti... o gün başıma geleceklerden habersiz, semtimizin bakkalı ismet abiyle sohbet ediyordum... ismet abi 43 yaşında 1.50 boylarında buğday tenli, buğday gibi bi adamdı...oldukça atletik bi gülümsemesi vardı... konumuz ayfer abla olduğu için onu da es geçiyoruz...
ben bakkaldayken içeri ayfer abla girdi...üzerinde vücut hatlarını belli eden bir tişört vardı... nereye gittiğini sorunca köpeği muffy'yi gezmeye çıkarttığını söyledi...
muffy 1,5 yaşında, 40-45 santim boylarında enfes bir köpekti... ipek gibi tüyleri... amaan, ayfer ablaya geçiyorum...
ayfer abla beş on dakika muffy'ye göz kulak olabilir miyim diye sordu. hemen kabul ettim tabi... eğilip köpeğinin tasmasını takarken gözlerime inanamadım... sütyen giymemişti!!!
aklımı kaybedecek gibi oldum... elim ayağım birbirine dolanmıştı... sonra ayfer abla muffy'yi bırakıp gitti... o gidince hayvan huysuzlandı... havlamaya başladı... sakinleştireyim diye kucağıma alınca gözlerime inanamadım... sütyen giymemişti!!!
hemen ismet abiyi kontrol ettim. o da sütyen giymemişti!!! peki kimdi bu sütyeni giyen?!... tanrım yoksa...
aman allahım ben giymiştim! hem de annemin sütyenini giymiştim! hatırlıyorum annem bu sütyeni tuhafiyeci erhan'dan almıştı...

tuhafiyeci erhan 1.75 boylarında, kumral... lan ben bu sütyeni nasıl giydim lan?!.
hemen sütyeni çıkarıp muffy'ye taktım. muffy çıkarıp, ismet abiye attı... ismet abi de dolgun kalçalarını sergileyerek sütyeni tezgahın altına sakladı...
o esnada ayfer abla içeri girdi!.. üzerinde vücut hatlarını gösteren bi gömlek vardı... hani tişört vardı, gömleği ne zaman giydin diye sorduk... tuhafiyeci erhan'a uğradım ondan aldım dedi...
tuhafiyeci erhan 1.75 boylarında, kumral. bi dakka noluyo lan orda? vay şerefsizler!!
-git lan! git!..
işte böyle.. artık muffy, ben ve ismet abi her gün buluşup sevişiyoruz...hayat bizim için çok daha renkli oldu. öyle değil mi ismet abi?
-harbiden dolgun mu lan kalçalarım

Posted by Evren Barlas | zaman: 15:43 | 0 yorum

Alınmalı...iPad






Oldum olası içimde hep bi apple kullanasım olmuştur. iPhonela buna çok yaklaşsam da boyutlarından ve daha üstün özelliklerinden dolayı Htc Diamondu tercih ettim ancak iPhoneda yinede gözüm kaldı. Apple ürünlerinde hep bir çekicilik var piyasada özellik olarak onlardan çok daha iyi ürünler olmasına karşın herkes elinin altında bir apple olsun ister. Bu ürününde ikamelerine göre eksileri var;

-CD-Rom olmamasına alıştık ama ayrıca yanında USB girişinin de olmaması
-Internal battery(dahili ve sabit pil)
-16GB, 32GB ve ilerde 64GB arttırılamaz hafıza
-1Ghz işlemci hızı
-Herhangi bir donanım yükseltme (hardware upgrade) imkanı vermemesi
-Kamera özelliğinin olmaması.
-Flash’ı desteklememesi
-İşletim sistemi beklendiği gibi Mac OS değildir.
-Firmware 3.1.2 desteği(!) ile birden çok programı aynı anda çalıştırmak mümkün değil.
-Bluetooth var ama veri transferi için değil. Sadece klavye, kulaklık gibi yan ürünler için.
-Herhangi bir klavye, kamera, yazıcı bağlayabilmeye imkan tanımaması, lisanslı Apple ürünü almaya sizi zorlaması(şartlandırması). (Kullanıcı dostu ürün tam tersi olur zira…)

Bu kadar eksilerine rağmen elimde olmasını istediğim bir ürün. Başlangıç fiyatı da çok cazip $499. Bu cazip fiyatın sebepleri yukarıda bahsettiğim eksileri özellikle de kullanıcıyı lisanslı Apple ürünlerini almak zorunda bırakması. Nisan civarı Amerika'dan Tr ye gelecek birilerini bulmak gerekiyor. Tr de fahiş fiyatla satışa sunulması kaçınılmaz gözüküyor.


Posted by Evren Barlas | zaman: 08:15 | 0 yorum

Dinlenmeli..Urban Species feat. Imogen Heap - Blanket

Uzun zamandır bu parçayı duymamıştım. Powder Blue adlı filmi izlerken ne güzel şarkıymış diye düşündüm. Tabi ki Jessica Biel'in filmdeki performansı da şarkının dinlenebilirliğini arttırdığı bir gerçek. Filmi izlemeyenler sözüm size, sadece bu performans için bile bu film seyredilir ki film gerçekten harika. Dinleyin, izleyin ve kendinizden geçin.


Posted by Evren Barlas | zaman: 16:08 | 0 yorum

İzlenmeli...



"Vegasta olan Vegasta kalır." En azından kalması gerektiğini bu filmden bir kez daha anlaşılıyor.Herkesin hayalidir Vegasta geçirilecek sonu düşünülmeyen zamanlar. Şanslıyım ki 3 kez bunu yaşama fırsatım oldu yalnız filmden sonra bir daha gidersem adamlar ne kullanıyorsa ben de denemeliyim düşüncesi oluştu.

Posted by Evren Barlas | zaman: 03:28 | 0 yorum

Başlıyor..! e2 Perşembe 22:15




Bu diziyi izledikten sonra keşke yeni bir kariyer planlaması yapabilseydim diyorum. Erkek çocuğum olursa diye bu diziyi arşivlemek akıllıca olabilir. Ha bide estetik cerrahlığı Tr de değilde yurt dışında yapmak lazım yoksa yağ al yağ al nereye kadar... :)

Posted by Evren Barlas | zaman: 03:04 | 0 yorum