Keep up to Date etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Keep up to Date etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bu Şarkıları Dinlemeye Doymadım Doyamadım...

Daha önce yazdığım üzere dinlediğim belli bir müzik türü hiç olmadı, kulağıma ne hoş gelirse dinledim, dinliyorum. Sadece belli bir müzik türünü dinlemenin insanın seçeneklerini kısıtladığını düşünüyorum ancak belli dönemlerde insanlara belli bir tür daha cazip gelebiliyor tabi bu insanın içinde yaşadıklarıyla da ilintili bir durum. 30 yaşına girmiş ve üstünde belli stres ve kaygıları bulunan biri olarak yardımıma trip-hop yetişti. Bu akımın öncüleri olan Massive Attack, Portishead ve Radiohead gruplarından başlayınca insan kendini Tricky, Sia, Lamp, Archivede bulabiliyor ve görünen o ki bu liste uzayıp gidecek...Bunların haricinde The Irrepessibles grubu da favorilerim arasında.

Bu arada müzik zevkimin gelişiminde büyük katkısı olan www.last.fm e değinmeden geçemeyeceğim, bence herkes bir profil oluşturup bu zenginliği yaşamalı hatta ilgilendiğiniz biri varsa mutlaka hesap açmasını sağlayıp müzik zevkinizi kıyaslayın. Kulağa hoş gelenler tutmayınca o ilişkide tutmaz emin olun.

Bu dönemde dinlediklerime  www.last.fm/user/universe1981 adresinden ulaşabilirsiniz. Ancak en çok dinlediğim 3 parçayı paylaşmadan geçmek istemedim...








Posted by Evren Barlas | zaman: 19:01 | 0 yorum

Askerlik Sonrası...


"Sonunda bitti." Askerden dönen her Türk evladının ağzından çıkan ilk cümle... Askerliğinizi rahatta yapsanız zorlu koşullarda da tamamlasanız bittiğinde duygular aynı; Askerliğin bitmesinin bünyede oluşturduğu rahatlama ve huzur, sevdiğiniz kişilere kavuşacak olmanın heyecanı ve mutluluğu ve tabii ki sivil hayatta başarılı olma kaygısı...

Askerlik bitiminde askerlikle ilgili sorular kaçınılmaz... Nasıl geçti? nelerle karşılaştın? askerlik zor mu? gibi... Askerden yeni dönenlerin çoğunun avcı hikayeleri niteliğinde cevaplar vermesi de bir başka kaçınılmaz gerçek. Bu bağlamda askerden yeni dönmüş kişilere soru soranlara Allah'tan sabır diliyorum. Ben yinede askerlikle ilgili deneyimlerimi paylaşarak ileride askere gideceklere yardımcı olmak istiyorum... Unutmayın ki bu yazıdan 1 yıl sonrada 10 yıl sonrada askerlikle ilgili yazdıklarım geçerli olacaktır...

Askere gideceklere önerilerimi maddeler halinde özetlersem;

  • Az eşya ile gidin çünkü askeriye içinde tüm ihtiyaçlarınızın bulunduğu bir çanta veriyor ve sonrasında da ihtiyacınız olan şeyleri bulunduğunuz birlikten temin edebilirsiniz. Yalnız tavsiyem silikon tabanlık, yastık kılıfı,kitap ve iyi bir traş bıçağını önceden almanız.
  • Katılacağınız birlik belli olduğunda sosyal iletişim alanlarından aynı birliğe gidecek olanlarla iletişim kurmaya çalışın. Önceden birilerini tanımak psikolojik olarak sizi çok rahatlatacaktır.
  • Yeni katılanların hepsiyle muhabbet edin az çok bilgi edinin. Arkadaşlık, birlik ve beraberlik askerlikteki en önemli unsur.
  • Aynı devrede askerliğe gittiğiniz kişileri birlik içinde her zaman kollayın ve gözetin. Kişilik olarak uyumlu olmadığınız hatta nefret ettiğiniz biri dahi olsa.
  • Acemilik sizin askerlikteki balayınız mümkün olduğunca iyi geçirin, kalıcı arkadaşlıklar kurmaya çalışın.
  • Bir grup halinde hareket edildiğinde ne çok önde olun ne de geride kalın. Özellikle iştima alanında kendinize ortada bir yer edinin.
  • Tanıdıklarınız var ise sonuna kadar kullanın, emin olun herkes kullanacak.
  • Dağıtım sonrası sizinle beraber aynı yere düşen kişilere her zaman öncelik verin.
  • Yeni birliğinizde aşçılarla ve santralle iyi ilişkiler kurun mutlaka işiniz düşecektir.
  • Uzun dönem asker ile ilişkilerinizdeki samimiyete dikkat edin, arada mutlaka mesafe bırakın.
  • Rütbelileri iyi analiz edin hangi rütbelinin hangi askere yakın olduğunu, yapılan yanlış ve işlenen suça karşı askere davranışlarını ölçün. Karşınızdaki rütbeliye göre davranış politikası belirleyin.
  • Boş zamanlarınızda mutlaka bir uğraş içinde bulunun, zamanın tahmininizden hızlı akmasını istiyorsanız uzun soluklu meşgaleler edinin. Dilinizi geliştirmeye çalışmak, vücudunuzu daha sağlıklı bir forma kavuşturmak gibi.
  • Sevgiliniz, nişanlınız ya da karınız yoksa bunlardan birini edinin yoksa diğer askerlerin ilişkilerine bakıp iç geçirmeniz kaçınılmaz.
  • Özel eşyalarınızı birilerine emanet etmekten kaçının ve sürekli yanınızda olmasına dikkat edin. (banyo dahil)

Bunlardan başka değerlendirmelerim olsa da bazı şeylerin birebir yaşayarak öğrenilmesi daha doğru olur kanısındayım...

Gelelim ben askerlikten neler öğrendim... Askerlikten öğrenilenler kişiden kişiye değişse de benim öğrendiklerimin içinden mutlaka sizinde birebir öğreneceğiniz şeyler olacaktır. Benim kişisel olarak öğrendiklerim;

  • Zamanın hızlı akmasına ihtiyaç duyduğunuzda giderek yavaşlaması.
  • Olaylara karşı tepkisiz kalabilmenin yararlı olabildiği.
  • Aile terbiyesinin önemi.
  • Mantıksız gözüken bir çok şeyin altında aslında mantık olduğu.
  • Aile sevgisi ve ilgisinin önemi.
  • Cahil insanlara karşı gösterilmesi gereken sabır.
  • Çorum, Adana ve Osmaniye'den adam çıkmayacağı.
  • Alaturka wc kullanımı.
  • Dışarıdan çok parlak gözükenin içeriden çürümüş olabileceği.
  • Yeşilin aslında o kadar güzel bir renk olmadığı.
  • Uykusuzluktan kimsenin ölmeyeceği.
  • 6-15 ay bayanlardan uzak kalarak yaşanabildiğini.
  • Kendi yatağınızın aslında çok rahat olduğunun farkına varılması.
  • 8 saat ayakta kıpırdamadan durulabileceği.
  • Öğrenmek istemeyene kimsenin hiçbir şey öğretemeyeceği.
  • Hayatta bitse de gitsek modunun bu kadar sık yaşanacağı başka bir yerin olamayacağı.
  • Üniversite okumuş kişi ile okumamış kişinin farkı.
  • Bir bayanın Askerlik kavramını asla anlayamayacağı.

Bakınız askerlik ne çok şey öğretiyor insana...ne mutlu değil mi?!

Son olarak askerde duyup öğreneceğiniz kelime ve cümlelerden bir kaç örnek vermek istiyorum...

"Askerliğiniz çok" : Sizin acemiliğe başladığınız süreçte teskere alan eski askerlerin size hitaben söylediği laf.
"Sizin yaptığınız askerlik mi?" : Tek tip askerlik çıkana kadar uzun dönemlerin kısa dönemlere sarf edeceği boş laf.
"Umurumda olur mu?!" : Bir askerin bir olaydan yakınması sonucu diğer askerin verdiği tepki.
"Ben mi Tutayım?" : Teskeresi yakın olan askerin nöbetten düşürülmesi sonucunda nöbet tutan askere seslenişi.
"Kalmış mı?" : Teskeresi yakın olan askerin bir iş yaptırmak isteyen askere söylediği ve kısaca -ben yapmam! anlamına gelen sözdür.
"Alt devre, Çömez, Torun" : Uzun dönemlerin aile ağacından tanımlamalar.
"Benle mi bot bağladın?" : Hadsiz konuşan alt devrelere verilen tepki cümlesi.

Bundan daha fazlasını duyacak ve emin olun sizde kullanacaksınız...Ama inşallah ben bir daha bu kelimeleri kullanmam. Ben kazasız, belasız bitirdim ve geldim sıra sizde. Şuan da askerde olanlara ve ileride asker olacaklara şimdiden "Geçmiş Olsun!"





Posted by Evren Barlas | zaman: 12:01 | 1 yorum

Askerlik...


Sonunda sıra bana da geldi ve Pazartesi bende vatani görevimi yapmaya gidiyorum. Bedelli 21 gün yapmayı düşünürken koşullar gereği 6 ay yapacağım. Belkide böylesi daha da iyi olacak. Dün gece (10 nisan 00.10) askerliğimi nerede yapacağımı öğrendim, öss sınav sonucu öğrenmek gibi bir durum...hafif stres bolca heyecan ve sonucunda Erzincan İl Jandarma Komutanlığı kısa dönem er. Şuan heyecan yok diyemem ama çokta değil yurt dışı deneyimlerimde başımdan epey zorluk geçti ve her geçen zorlukta bir şeyler öğretti. Bu 6 ayda da bir çok şey öğreneceğimi biliyorum ve yaşayacaklarım ile ilgili endişe duymuyorum. Asıl endişe duyulan 6 ay sonrası...

1-2 hafta öncesinden neler götüreceğim konusunda yeni askerden dönenlerden ve internet yazılarından bilgi aldım. 3 gün önce de kendi listemi oluşturup alış verişimi yaptım. Artık hangisi yararlı hangisi gereksiz gidince göreceğim ve deneyimlerimi paylaşacağım.



Aslında buradaki ürünlerden bir yazı yazmak isterdim ama vakit kısıtlıydı :)

Asker Evren'nin alış-veriş listesi şu şekilde oluştu;

  1. Güneş Kremi (50 Faktör)
  2. Silikon Tabanlık
  3. İç çamaşırı (alt üst 7 takım)
  4. Şampuan (saç ve vücut bir arada 2 adet)
  5. Dış Fırçası ve Macunu (2 adet)
  6. Traş takımı, Köpük ve Balsam
  7. Deodorant ve Rolon
  8. Dolap, Bavul ve Bot kilidi
  9. Sabun
  10. Çengelli iğne ve Dikiş Seti
  11. Havlu (Yüz ve Vücut)
  12. Terlik
  13. Yastık Kılıfı
  14. Eşortman
  15. Kirli ve Temiz Çamaşır Torbaları
  16. Giysi Kılıfı
  17. Asker Cüzdanı
  18. Telefon Kartı
  19. Islak Mendil (2 rulo)
  20. Wc Kağıdı
  21. İlaç ve Yara Bandı (Kas gevşetici, Mide ilacı, Mantar ilacı)
  22. Askı (2 adet)
  23. Kırtasiye
  24. Duş Lifi
  25. Siyah Çorap (7 adet)
  26. Spor Ayakkabı
  27. Kulak Pamuğu
  28. El kremi
  29. Bot için Boya


Bir şey unutmadım sanırım. Pazar günü (yarın) hızlı trenle Ankara Pazartesi sabah 9.20 uçağıyla Erzurum oradan da 3 saat otobüs yolculuğuyla ver elini Erzincan...Hadi Hayırlısı...

Uzun süre Blog sayfamda güncelleme yapamayacağım sanırım bu süre zarfında Mahmut Tuncer'den Jandarma(Cenderme) isimli türküyle beni içinizde yaşatın...Sevgiler, Saygılar...

Posted by Evren Barlas | zaman: 01:28 | 0 yorum

Gs İletişim Platformunda "Giriş, Gelişme ve Sonuç"


Galataray taraftar forumundan alıntıdır.

Maçtan önce;

Daum Fenerbahçe kadrosunu açıklayınca :))
´´ Huhaahaa Super kadro çıkarmışlar.Kadroları yan yana koysanıza hacı her alanda ustunuz ´´
´´şu kadroya bakıpta halaa rahat kazanamazsak hiç çıkıp bundan sonra fark falan beklentisine girilmesin.Anadolu takımı kalitesinde bir kadro...´´
´´ sadece şansa ihtiyacımız var diğer tüm konularda üstünüz.şans ortada olursa 4 bizden yana olursa 7 atarız.ahanda yazdım buraya. ´´
´´Fenere fark atarsak forum cöker.´´
´´Ortasahaları şuan çok rezil kağıt üstünde‚ilk 15 dk da bir gol atıp 5-10 dakika kontrol futbolu oynarsak yemin ederim TARİHİN EN BÜYÜK FARKI GE-LE-Bİ-LİR.´´ ´´Antu erken kepenk indirmiş. Korktular şimdiden muhahaha´´
´´maçdan sonra da kalkmaz o kepenkler ´´
´´Gol yağmuru olucak bu akşam ´´
´´3 farktan aşağı atarsak yenilmişiz sayarım.´´

Maç sırasında;

´´Bu maçtada gol atamazsak son iki maçımızda 0 çekmiş olacaz Hücum gücümüzü kullanamıyoruz. King Baros nerdesin´´
´´şu fenerı yenemezsek yazık ya bu elanoda nasıl bu kadar silik oynuyor anlamıyorum biraz insiyatif al be adam topa yaklaş pas at duran top kullan bişe yap ya!!´´
´´ya kötü oynarsın belliki topta pek sevmiyo bizi ama resmen ruhsuz oynuyoruz adamlar ayaklarına topu aldıklarında bırakıyoruz rahat rahat döndünüyolar ´´
´´maç başında fark beklerken şimdi 1-0 olsun bizim olsun diyorum´´
´´Yedik´´
´´ulan FRANCO böyle golmu yigilir S***siz !´´
´´Selçuk Attı Bravo Yazıklar olsun sizin gibi takıma!!! ´´
´´Bari berabere bitsin şu maç yaaaa....´´ ´´moralim sıfır ölsemde kurtulsam ya bu nasıl bi hayat ´´
´´Mistik bi şeyler var ben inandım artık.´´
´´gooll yee gol ye de gidipte selcuktan yeme yaaaaaaaaaaaaaaa´´
´´senin gibi kalecinin allah b..lasini versin... su takimdan hemen bu s...sizin‚ mehmet topal‚ ve canerin gonderilmesi lazim..rikard da gitsin artik...kimse savunmasin bu heriifi bana.´´
Onu bunu bırakalım.Ntvspor u açalım gerçek derbi orada.Real Madrid-Atletico Madrid ´´

Maçtan sonra;

´´Şaşırılacak bir durum yok ortada esasında. Her sene ayni şeyler oluyor. Bunu taraftalra‚yönetimle‚teknik direktörle‚ şansla vs. ilgisi yok... Futbolla alakası olmayan insanları toplasa Fenerbahçe bizi yine bir şekilde dövmeyi başarır.´´
´´trübünlerde hep lüküs hayat yaşayan aile bireyleri maç boyunca yerlerinden kıpırdamadılar fenerlilerin sesi maç boyunca daha çoktu.500 tane fener taraftarın sesini dinledik´´
´´Taraftarımız da bir halta yaramıyor zaten.´´
´´Yahu birşey olmaz.İlk kezmi kaybediyoruz.Hayır..Dağılın şimdi. ´´ Bu mesaja cevap--- ´´şakamısın sen yaa´´
´´fenerin ölüsü bize yetiyor her zaman‚her şartta yeniyorlar bizi Bir kere şu takıma şansımız tutsun ya yeter ya ´´
´´Artik mucizeye kalmis isimiz.Bundan sonra fb´yle çikacagimiz her maç hükmen maglup sayilalim. ´´

Yorumsuz...Sade ve Net...


Posted by Evren Barlas | zaman: 18:00 | 1 yorum

Galatasaray-Fenerbahçe "Derbi"


Bir hafta önceki Gaziantepspor maçını canlı izledikten sonra Galatasaray maçının çok zor olacağını düşünmüştüm. Hemen tüm otoriteler Galatasaray'ı favori göstermişti hafta içi ancak buna rağmen Galatasaraylı taraftarların sosyal iletişim ağlarında maç hakkında yorum yapmaktan kaçınmaları düşündürücüydü bunun üstüne Facebook iletime "listemdeki Galatasaraylıların "bir mahsun mor menekşe" gibi suskun kalması ilginç..."maç sonuçlandıktan sonra konuşacağız" pozu mudur bu yoksa çok konuşup sonrasında yine hüsrana uğrayıp daha fazla dalga geçilmesine olanak sunmayalım duruşumu?!" yazdım.

Galatasaray maçı günleri heyecanlı olurum vakit geçmek bilmez, bu sefer saate bir baktım 18:00 olmuş bile, sabahki sakin hal gitti heyecanlı bir bekleyiş başladı. Uğurlu kaşkol takıldı televizyona yakın bir yer seçildi ve maç başladı. Zaman geçtikçe görülen Fenerbahçe'nin maça daha iyi konsantre olduğuydu-her Galatasaray maçında olduğu gibi-. Belki çok iyi bir futbol yoktu sahada ancak ne yaptığını bilen ve mücadele eden bir takımı seyretmekte keyifliydi. Devre 0-0 sonuçlandığında aklımdan "iyi mücadele ederken 1 gol atmalıydık" düşüncesi geçiyordu. İkinci yarıya beklenen gibi Galatasaray daha etkili başladı, yüreği ağza getiren Dos Santosun vuruşu auta gittiğinde dedemi anarak "atamayana atarlar" dedim. Bu deyişin 10 dk sonrasında beni yanıltmayan kişinin Selçuk oluşu hayret uyandırmakla beraber farklı bir mutluluk yarattı ancak golü Selçuk mu attı yoksa Leo Franco mu yedi orası tartışılır. Son dakikalarda Keitanın vuruşunu çıkaran kaleci Volkan belkide TSL'de sezonun kurtarışını yaptı ayrıca son dakikada topu poposuyla stop edişi sezonun hatırlanacak hareketleri arasına girdi. Maç bittiğinde sevinç ve huzur bir aradaydı, hemen Facebook iletisi yazma gereği gördüm ve "
kimse üzülmesin...kimse de sevinmesin...alışık olunan bir duruma karşı ne üzülmeye ne de sevinmeye gerek yok..."yazdım. Gecenin sonunda babamın "bu akşam şöyle rahatça uyuyacağım" demesi de yüzümde tebessüm yarattı ve gerçekten de daha bir huzurlu uyudum.

Maç sonundan sabaha kadar da oldukça maç geyiği yaratılmış, sevdiklerimi paylaşmasam olmaz. İşte bazıları;

Kadıköyde çaldığımız MOR MENEKŞE şarkısına misilleme olarak Kanaryam şarkısını hazırlatan 6alatasaray yönetimi Fenerbahçe hezimetinden sonraki yeni şarkısını açıkladı: Kazım Koyuncu&Şevval Sam Koyverdin Gittin Beni

Arda Turan, Sinem Kobal, Adnan Polat ele ele verip Selana'yı çağırsa bile bu eziyet bitmez.

Devlet, Ali Sami Yen ızdırabına son veriyor. Türk Telekom Arena 6 ay sonra devreye giriyor.

Aziz Yıldırım'dan bu sene yeni transfer değil, yeni bir ezeli rakip istiyoruz.

Maç bileti 90 TL, dakikası 1 TL olmuş bu büyük zevkin.

Turkcell, Avea ve Vodafone bu kampanyada birleşti. KOY yaz 1907 ye yolla fener gelsin evinde koysun KADIKÖY'e kadar yorulma

Posted by Evren Barlas | zaman: 14:44 | 0 yorum

Hayattaki "Çan Eğrisi"





4 yaşında başarı ... donuna işememektir.

12 yaşında başarı... arkadaş bulabilmektir.

16 yaşında başarı... araba kullanabilmektir.

20 yaşında başarı... seks yapabilmektir.

35 yaşında başarı ... para kazanabilmektir.

50 yaşında başarı ... çok para kazanabilmektir.

60 yaşında başarı ... seks yapabilmektir.

70 yaşında başarı ... araba kullanabilmektir.

75 yaşında başarı ... arkadaş bulabilmektir.

80 yaşında başarı ... donuna işememektir.

Posted by Evren Barlas | zaman: 09:26 | 0 yorum

Evlilik Programları Meselesi...




Tv kanallarının öğleden sonra yayın kuşaklarında da reyting alma çabası sonucu ortaya bir çok program çıktı. Önceleri "BBG", "Gelinim Olur musun?", "Yabancı Gelin" -unuttuğum varsa affola-programları Türk izleyicisinin can evi olan "dedikodu" merakından vurdu. Sonrasında RTÜK "Türk aile örf ve ahlakı ...vs" tadında kararlar aldı ardından bu programlarda yaşananlar kurmaca mı soruları akla geldi ve programların devamı çekilmedi -zaten yeterince çekilmişti-. Sonunda izleyicilerin kafasında kurmaca mı sorularının daha az yaşandığı "Türk örf ve adetlerine" daha uygun bir program bulundu nam-ı diğer "İzdivaç". Sunucunun ismine göre program ismi değişebilir ama amaç asla. Programlarda yaşlı, az çok birikimi olan erkekler "hayat arkadaşı" adında hayatlarına son bir heyecan katma çabası içinde bayanlar ise anlaşmak sorun değil önemli olan parasıyla beni rahat ettirsin düşüncesinde. İşte evlilik bu kadar "kutsal bir müessese" programa katılanlar için. Bazı izleyenler için ciddiye alınarak seyredilen ve ev içinde tartışmalara dahi konu olabilecek bir program bazıları için ise gülmek için birebir. Bu programlar evlenecek kimse kalmayana dek sürer mi? diye düşünüyor insan ama bilinmelidir ki bu programlarda gün gelecek yerlerini başka programlara bırakacak-inanması zor olsa da-. Ancak programda yaşanan ilginç diyaloglar unutulmayacak. İşte bunlara bir kaç örnek;




tv - kuşuma bakarmısın :) | izlesene.com



tv - döşü kıllı olsun | izlesene.com

Posted by Evren Barlas | zaman: 17:20 | 0 yorum

Yargı Krizi Meselesi...



Türkiye'de yaşanan son olaylara dair Turhan Selçuk çizimiyle, Yılmaz Özdil yazısıyla düşüncelerime tercüman olmuş.


Tango and Cash

Adamlar polistir... Bi karambol olur, iftira atılır, zart diye içeri tıkılırlar.

Böylece, enseleyip içeri tıktıkları azılı mahkûmlarla aynı hapishanede adalet mücadelesi vermek zorunda kalırlar.

*

The Last Castle

Generaldir... Irak'ta Bosna'da acayip işler başarmış kahraman komutanken, bi katakulli olur, suçsuz yere içeri tıkılır. Kendisinden düşük rütbeli cezaevi müdürüyle papaz olur filan.

*

Brubaker

Hapishane müdürüdür... İnsan hakları suçlarını belgelemek için, sanki mahkûmmuş gibi içeri girer. Rüşvetçi, işkenceci hapishane yönetimini mahkûm eder, şerefsiz valiyi rezil-i rüsva eder.

*

Red Corner
Avukattır... Çin'de büyük bir iş bağlantısı yapar, ödül olarak kendisine Çinli bir kız ısmarlar. Ayvayı yer. Çünkü, sabah kalktığında kızın cesediyle karşılaşır, içeri tıkılır. O masum olduğunu kanıtlayana kadar, seyirciler bir daha Çin'de zamparalık yapmamaya yemin eder.

*

Prison Break
FBI ajanıdır... Adaleti yerine getireyim diye bir suçluyu öldürür, bahçesine gömer, unutmak için uyuşturucuya başlar, derin devletin kucağına düşer, neticede içeri girer. Başroldeki suçsuz mahkûmlarla kanka olur. Firar eder. Kendisini tufaya getiren derin devlete savaş açar.

*

A Few Good Men
Subay avukattırlar... Cinayetten
içeri tıkılan erleri savunurken, meğer, cinayet emrini bir albayın verdiğini bulurlar, askeri yargı davası memleket meselesi haline gelir, çarşı karışır.

*

24
ABD Başkanı'dır... Aslında başkan yardımcısıdır, hükümet darbesi yapar, başkan olur, teröristlere kitle imha silahı satar, haysiyetsiz bi arkadaş olduğu ortaya çıkınca, yargılama bile yapılmadan ömür boyu ev hapsine mahkûm edilir, kafayı yiyen eşi tarafından haşırt diye bıçaklanır.

*

Hollywood bu...

*

Generali de içeri tıkarlar, avukatı da, polisi de, ajanı da... Hatta başkanı da.
*


Peki, film icabı bile olsa, tutup içeri tıktıkları “Başsavcı” var mı? İşte o yok.

*

“Avatar”ı hayal etmeyi başaran senaristler, böyle bi şeyi hayal edememişler... “E yok artık!” demişler.

*

Gerçekçi olmaz çünkü.
Komedi filminde bile olmaz.

Posted by Evren Barlas | zaman: 13:25 | 0 yorum

14 Şubat Meselesi...


Sevgilisi olanı da olmayanı da huzursuz eden güne çok az kaldı. Aslına bakılırsa sevgilisi olmayan erkekler sevgilisi olan erkeklere göre daha huzurludur o gün. Sevgilisi olan erkeğin üstünde ağır bir yük vardır; hediye seçimi, günün geçirileceği mekan seçimi ve söylenmesi muhtemel sevgi sözcüklerinin seçimi gibi. Peki neden sevgililer gününde erkek daha çok çaba sarf etmesi gereken taraftır? Bütün günün planlamasını yapıp erkek arkadaşının sadece eşlik etmesini isteyen bir bayan görmedim, duymadım da. Erkeklerin hediyelerine karşılık daha müthiş bir hediye alan bayana da rastlamadım ama bu benimde şansızlığım olabilir. Sonuçta erkekler sevgililerini sevgililer gününde mutlu etmek için daha çok çabalayan taraf olacaktır ve bu böyle gelmiştir böylede gidecektir.

Bazı çiftler sevgililer gününü "piyasayı hareketlendirmek için uydurulmuş bir gün" bazıları "bizim için her gün sevgililer günü özel bir gün değil ki." tadında yorumlasalar da çiftin erkek tarafı buna kanmamalıdır. Çünkü hiç bir kız başka bir kız arkadaşına biz sevgililer gününe inanmıyoruz demek istemez. Son ana kadar sizden bir sürpriz bekleyecektir ve siz gerçekten hiç bir şey yapmazsanız dolaylı ya da dolaysız kavga etmeyi göze almış bulunmuşsunuzdur.

Hediye konusuna gelince, bu ay yayınlanan Boxer dergisinde ünlü kişilere size alınan en güzel hediye neydi diye sormuşlar. Hemen hepsi küçük ve basit hediyelerden söz etmiş, beraber çekilmiş fotoğraflardan oluşan takvim ya da albüm en çok verilen cevap. Sakın bu ünlü kişilerin kendileri maddiyatçı lanse edilmesin diye söyledikleri cevaplara inanmayın. Paranız varsa gösterişli bir hediye alın yoksa mutlaka onu şok edecek bir sürpriz hazırlayın. Tabi aklından çıkmak istemediğiniz bir sevgiliniz varsa.

Sevgilisi olmayanlar sevgililer gününde kendilerini şanslı saymalı mıdır? Tartışılır. Kendi adıma sevgililer günü insana yük getiriyor olsa da hayatınızda gerçekten mutluluğu için çaba sarf edilecek birisinin olması güzeldir. Gerçi ben hayatımın en güzel sevgililer gününü o an itibarıyla sevgili olmadığım biriyle geçirmiştim. Umarım bir gün daha iyisi yaşanır. Şimdiden herkesin sevgililer günü kutlu olsun...


Posted by Evren Barlas | zaman: 12:29 | 0 yorum

Spor Yapmalı..!


Hayatta kendimle ilgili yapmayı en çok istediğim şey böyle bir vücuda sahip olmak hatta bucket listemde bile bu var. Madem bu kadar istiyorum neden yapamıyorum sorusunu kendime defalarca soruyorum ve kendimce bahaneler üretiyorum. Yeterli zaman olmaması -son 3 ay yeterli gelmedi mi?!- Yeterli motivasyon olmaması-ileride çocuklarına gösterecek havalı bir havuz başı foton olmaması acı olmaz mı? ha bide yakışıklı değil ama sempatiklikten kurtulmada yeterli motivasyon olmalı- Bu çelişkilerden kurtulduğum zaman bu yolda başarıya ulaştığım an olacaktır bunu biliyorum ve bu zaman yaklaşıyor bunu hissediyorum. İnsan bir şeyi çok isterse onu mutlaka yapar ve ben 30 yaşıma böyle bir vücutla girmeyi istiyorum.

Aynı duyguları paylaştığım kişiler için bir site öneriyorum. 4 ay sürecek bir programı kapsıyor beslenmede buna dahil edilmiş. Bir gün bende başarı öykümü fotolarla burada yayınlayacağım inşallah.


Önce videoyu izleyin ve üye olun gerisi gelecektir, gelmelidir.




Posted by Evren Barlas | zaman: 10:35 | 0 yorum

Başlıyor..! e2 Perşembe 22:15




Bu diziyi izledikten sonra keşke yeni bir kariyer planlaması yapabilseydim diyorum. Erkek çocuğum olursa diye bu diziyi arşivlemek akıllıca olabilir. Ha bide estetik cerrahlığı Tr de değilde yurt dışında yapmak lazım yoksa yağ al yağ al nereye kadar... :)

Posted by Evren Barlas | zaman: 03:04 | 0 yorum