Yeni Yaşam Organizatörünüz...Springpad...


Planlı yaşamak kiminin hayatı kimininse rüyası. Springpad sitesi hayatını daha planlı yaşamak isteyenler için bulunmaz nimet niteliğinde. Bu işlevsel sitede izleyeceğiniz filmleri, okumak istediğiniz kitapları, satın almak istediğiniz ürünleri ve hatta yemek tariflerini bile kayıt altına alabilir, unutmak istemediğiniz her şey için alarm kurabilir ve bütün bunları arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Iphone ve android işlemcili telefon kullananlar ücretsiz olarak springpad programını indirip telefonlarında da rahatlıkla kullanabilirler.

Posted by Evren Barlas | zaman: 20:16 | 0 yorum

Evlenilesi Bayanlar...(Gülay Özdem)




İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği okurken kalk sen radyoda çalışmaya başla sonra kanal 24 te program yap ve bir gece NTV'de ajansa bakalım derken karşımıza çık!

İyi ki de çıkmış, onun sayesinde haber seyredenlerin sayısında büyük bir artış yaşandı, ve hatta "Esmer olsun çamurdan olsun." diyenlerin sayısını da arttırdığı söylenebilir.

Gülay Özdem önce ses tonuyla dikkatinizi cezbeder sabaha kadar boş laf anlatsa dinleyebilirsiniz sonrasında vücuduna göre orantısız olduğunu düşündüğünüz kafasındaki parlak siyah saçlar, gözlerinizi biraz daha aşağıya kaydırdığınızda güzel bir kaş göz dudak üçlemesiyle karşılaşırsınız ve sonunda da dudağındaki güzelliği tamamlayan beni fark edersiniz. Duruşunda, bakışında ve mimiklerinde bir karizma vardır öle alelade değildir. Bu karizmatik görünüşünün altında bir de çok sıcak bir insan olduğu gösteren röportajıyla ayrıca gönüllerde taht kurmuş durumdadır. Bu özelliklerinin dışında kendisinin sıkı bir Fenerbahçeli oluşu benim gözümde onu daha bir evlenilesi bayan kılmıştır. Ben "Gülay Özdem haber sunsun her şeyden haberim olsun ama sabahlar olmasın" diyorum.

Posted by Evren Barlas | zaman: 15:39 | 0 yorum

Cheryl Lynn - Got To Be Real





Marks & Spencer'ın reklamıyla tekrar hayatımıza giren unutulmaz şarkı.



Posted by Evren Barlas | zaman: 15:49 | 0 yorum

Polaroid ile Yeniden Geçmişe...



Son zamanlarda fark ettim ki kimse çektiği fotoğrafları baskıya vermiyor, albüm yapmıyor. Oysaki eski zamanlarda misafir gidilen evde elinize mutlaka bir resim albümü verilirdi. Fotoğraflara bakılırken ilgili konu açılır muhabbet öyle akıp giderdi. Nerede o eski zamanlar diyecek yaşta değilim henüz-Şükür- ancak albüm oluşturmayı ve fotoğraflara dokunarak bakmayı özledim.

Bir zamanlar epey büyükçe bir fotoğraf makinesi vardı-Polaroid 600- çekileni koyu renkte verir sizde elinizde sallaya sallaya çekilen görüntüye ulaşırdınız. O fotoğraflara ulaşmanın heyecanı ve keyfi farklıydı. Sağ olsun Polaroid firması günümüzde de bu keyfi yaşayabilelim diye bir kaç ürün piyasaya çıkartmış. Bunlardan birincisi Polaroid Two fotoğraf makinesi, dünyanın anında baskı verebilen ilk digital fotoğraf makinesi olma özelliğini taşıyor. Bir diğeri de eski 600 modelinin geliştirilmişi olan Polaroid 300 analog fotoğraf makinesi. "Benim iyi bir fotoğraf makinem var" deyip baskı için üşenenlerdenseniz Polaroid firması sizin içinde PoGo fotoğraf yazıcısını geliştirmiş. Her üç üründe bize yeniden albüm oluşturmamız için ilham verici üstelik Polaroid fotoğraf çekimlerinde fotoğrafı 'sallamak' tamamen sizin tercihinize kalmış...



Posted by Evren Barlas | zaman: 17:34 | 0 yorum

Hayatımdaki "100" Şarkı...



Müzik hayatımızı yaşarken hep yardımcı rolü üstlendi... Aşık olduk sevinçten dinledik, sevgilimizden ayrıldık üzüntüden... Arkadaşlarla eğlenceli ortamda da kendimizi yalnız ve mutsuz hissettiğimizde de yanımızda hep o vardı. Ben de ileride unutmayayım diye hayatımdaki yardımcı rolü başarıyla oynayan 100 şarkıyı paylaşmak istedim...Bazı şarkılar için ne alaka denebilir ancak benim için her birinin ayrı bir anısı ve anlamı var... Belli bir sıra gözetmeksizin aklıma geldikçe not aldığım şarkılar şöyle;


  1. MFÖ - Diday Diday Day
  2. Sezen Aksu - Değer mi hiç
  3. Barış Manço - Gibi Gibi
  4. Queen - We will Rock You
  5. Duman - Bebek
  6. Moby - I like to Movin Here
  7. Tuğçe San - Prenses
  8. Cher - Believe
  9. Ayna - Gittiğin Yağmurla Gel
  10. Nilüfer - Kim Arar Seni
  11. Radiohead - Creep
  12. Nirvana - Come as You are
  13. Duman - Senden Daha Güzel
  14. Yalın - Cumhuriyet
  15. Demet Akalın - Aşkın Açamadığı Kapı
  16. Kanye West - Stronger
  17. Mor ve Ötesi - Bir Derdim Var
  18. бумбокс - та 4то
  19. İbrahim Tatlıses - Sarhoş
  20. Sertap Erener - Kumsalda
  21. Black Eyed Peas - Meet me Halfway 
  22. Emre Altuğ - Gidecek Yerim mi var
  23. Timbaland ft Nicole Scherzinger ft Keri Hilson - Scream
  24. Robie Williams - Feel
  25. Davut Güloğlu - Ne oldu Sana
  26. Calexico - Alone Again Or
  27. Freemasons - Uninvited (Radio Edit)
  28. Yalın - Ki Sen
  29. Ace of Base - All that She Wants
  30. Lily Allen - Smile
  31. Nev - Mühürlü Kaderim
  32. Teoman - Aşk Kırıntıları
  33. Daft Pank -Around the World
  34. Kenan Doğulu - Aynı Kadeh Aynı Mey
  35. The Offspring - Pretty Fly
  36. Zeynep Casalini - Dokunma Bana
  37. Coldplay - Yellow
  38. REM - Losing my Religion 
  39. Kelis - Trick me
  40. Rosey - Love
  41. Cem Karaca - Düştüm Mapus Damlarına
  42. Teoman - Papatya
  43. Ace of Base - Happy Nation
  44. Kenan Doğulu - Baş Harfi Ben
  45. Enrique Iglesias - Escape
  46. Sting - Desert Rose
  47. Iggy Pop - Passenger
  48. Nilüfer - Mor Menekşe
  49. Anemi - Sensiz Bu Hayatın
  50. Kings of Convenience - Know How
  51. Tarkan - Salına Salına
  52. Duman - Her şeyi Yak
  53. Bill Withers - Ain't No Sunshine
  54. Iio - Is It Love [Kotola Remix] 
  55. Toto Cutugno - Lasciate mi cantare
  56. Kanye West feat. Chris Martin - Homecoming
  57. Talking Heads - Psycho Killer
  58. Beyza Durmaz - Buz Kalpli
  59. Ferhat Göcer - Biri Bana Gelsin
  60. Bob Sinclar - Sound of Freedom
  61. A-Ha - Cosy Prisons
  62. İbrahim Tatlıses - Kurşuna Gerek Yok
  63. Zara - Dağlar Yeşile Boyandı
  64. Kayahan - Seni Versinler Ellere
  65. Prodigy - Smack my Bitch up
  66. Gece Yolculari - Unut Beni
  67. Cemali - Duymak İstiyorum
  68. Gwen Stefani - The Sweet Escape
  69. Duman - Ellerin Ellerime
  70. Adem Kılıç - Dilara
  71. Barış Manço - Yol verin Ağalar Beyler
  72. Coldplay - Viva La Vida
  73. Goran Bregovic - Kalashnikov
  74. Kibariye - Annem
  75. Cardigans - My Favourite Game 
  76. Neslihan - Hic Sevmedim Kimseyi Senin Kadar
  77. Shakira ft. Alejandro Sanz - La Tortura
  78. Urban Species feat. Imogen Heap - Blanket
  79. Gülay - Babuba
  80. Mакsим - я задыхаюсь
  81. Бумбокс - Вахтерам
  82. Bega - Yokdur Sana Tayin
  83. Bedük - Hot Bitch
  84. Helldorado - A Drinking Song
  85. Müzeyyen Senar - Ormancı Maya
  86. Yaşar - Aldanırım
  87. Cranberries - Zombie
  88. Metallica - Unforgiven
  89. Michael Jackson - Don't Stop 'til You Get Enough
  90. Steve Miller Band - Serenade
  91. Alphaville - Big in Japan
  92. Boney M - Ma Baker
  93. Kazım Koyuncu - Gelevera Deresi
  94. Sertap Erener - Bu Böyle
  95. Infinity & Dip Project - Gde Ti
  96. Şebnem Ferah - Sil Baştan
  97. Survivor - Eye Of The Tiger
  98. Scorpions - Wind of Change
  99. Guns N' Roses - Knockin' On Heavens Door
  100. Emma Shaplin - Spente le Stelle

Posted by Evren Barlas | zaman: 19:02 | 0 yorum

Yeni Nesil Sony Vaio P



Son dönemde internet bağımlılığının tüm dünyada artması sonucu teknoloji firmaları notebooklardan netbooklara yöneldi. Notebooklara göre daha mobil ve işlevsel olan netbooklar uygun fiyatlarıyla da teknoloji müşterilerini cezbediyor.-sony p serisini uygun fiyat skalasından ayırabilirsiniz- Apple'ın İpadinin sınırlı özelliklerine rağmen marka değeri ve görselliğiyle büyük ilgi görmesinin ardından Sony firması hem görsellik hem de işlevsellik bakımından rakiplerinin önünde olan P serisinin 2. jenerasyonunu da piyasaya sürdü.

Peki genelde 300$-500$ dolar aralığında olan netbook fiyatlarının yanında Sony P serisi neden USA fiyatı 900$? Aradaki fiyat farkının belkide en önemlisi Sony'nin "like no other" sloganını her aldığımız üründe bize göstermesidir. Kendisi bir Sony olan ve diğerlerine benzemeyen P serisi de markanın sloganını kanıtlayan bir ürün. Ayırt edici özelliklere geldiğimizde 632 gr ile rakiplerinin hemen hemen yarısı ağırlığında, 8" (1600x768) ekrana sahip ki bu en yüksek çözünürlükte olan(1280) rakiplerinin epey önünde yer alırken 120 GB SSD'ye sahip oluşu da bir diğer artısı.

Sony Vaio P serisi netbookların efendisi niteliğinde ve alışveriş yaparken en iyisini almaya çalışanların mutlaka listesine dahil etmesi gereken bir ürün.



Posted by Evren Barlas | zaman: 13:17 | 0 yorum

Aydın Boysan'dan Rakı içme sanatı...


Gönül verip gönül geçme
Ekmediğin yeri biçme
Benden sana bir nasihat
Tek başına rakı içme
Meze mezedir deyip seçme
Kavun peynirden vazgeçme
Benden sana bir nasihat
Çok yiyerek rakı içme
İçkini zevkinle iç
Başlamadan kahır etme
Benden sana bir nasihat
Bir şey kurup rakı içme
Salataya itibar et
Meyveleri ihmal etme
Benden sana bir nasihat
Kızartmayla rakı içme
Akşamcıysan beni dinle
Kerameti geciktirme
Benden sana bir nasihat
Başlamadan çorba içme
Arkadaşını iyice seç
Nüktedandan sakın geçme
Benden sana bir nasihat
Dertlilerle rakı içme

Posted by Evren Barlas | zaman: 18:56 | 1 yorum

Lidyalılara İnat Yaşasın Takas...


Yurtdışında uzun zamandır yaygın bir şekilde kullanılan ev takası Türkiye'de de çeşitli internet siteleri aracılığıyla rağbet görmeye başladı. Sistem kısaca şöyle işliyor; siteye belli bir meblağ karşılığında üye olunuyor ardından eviniz hakkında bilgiler içeren form dolduruluyor ve takasa hazırsınız. Gitmek istediğiniz ülkeyi ve şehri seçtikten sonra ilginizi çeken evin bilgilerine ulaşıp ev sahibine direk maille takas teklifi yapabilirsiniz tabi bu arada size de takas teklifleri gelecektir. Acele etmenize de gerek yok, iletişim kurduğunuz ev sahiplerinden hangisine kanınız ısındıysa onunla takası gerçekleştirebilirsiniz. Ancak yinede daha önce evi takas eden kişilerin referansını istemek ve de mukavele yapmak yararlı olacaktır.

Evhamlı bir toplum olan biz Türkler için ev takası karar verilmesi kolay bir şey değil. -Elin adamına nasıl güvenip evimi emanet edeyim?- Yalnız deneyimler gösteriyor ki buna karar verip uygulayanlar kararlarından son derece memnunlar; Öncelikle gidilen ülke ve şehirde konaklama masrafından kurtulmak sonrasında ev ortamında konaklamanın rahatlığı ve huzuru büyük bir avantaj.

Kişisel görüşüm, daimi bulunulan evi takas etmekte tereddüt yaşanabilir ancak ikinci ev veya yazlık takas edilerek bir çok şehri yakından görme ve tanıma şansına sahip olmak oldukça keyifli.






Posted by Evren Barlas | zaman: 13:37 | 0 yorum

Askerlik Sonrası...


"Sonunda bitti." Askerden dönen her Türk evladının ağzından çıkan ilk cümle... Askerliğinizi rahatta yapsanız zorlu koşullarda da tamamlasanız bittiğinde duygular aynı; Askerliğin bitmesinin bünyede oluşturduğu rahatlama ve huzur, sevdiğiniz kişilere kavuşacak olmanın heyecanı ve mutluluğu ve tabii ki sivil hayatta başarılı olma kaygısı...

Askerlik bitiminde askerlikle ilgili sorular kaçınılmaz... Nasıl geçti? nelerle karşılaştın? askerlik zor mu? gibi... Askerden yeni dönenlerin çoğunun avcı hikayeleri niteliğinde cevaplar vermesi de bir başka kaçınılmaz gerçek. Bu bağlamda askerden yeni dönmüş kişilere soru soranlara Allah'tan sabır diliyorum. Ben yinede askerlikle ilgili deneyimlerimi paylaşarak ileride askere gideceklere yardımcı olmak istiyorum... Unutmayın ki bu yazıdan 1 yıl sonrada 10 yıl sonrada askerlikle ilgili yazdıklarım geçerli olacaktır...

Askere gideceklere önerilerimi maddeler halinde özetlersem;

  • Az eşya ile gidin çünkü askeriye içinde tüm ihtiyaçlarınızın bulunduğu bir çanta veriyor ve sonrasında da ihtiyacınız olan şeyleri bulunduğunuz birlikten temin edebilirsiniz. Yalnız tavsiyem silikon tabanlık, yastık kılıfı,kitap ve iyi bir traş bıçağını önceden almanız.
  • Katılacağınız birlik belli olduğunda sosyal iletişim alanlarından aynı birliğe gidecek olanlarla iletişim kurmaya çalışın. Önceden birilerini tanımak psikolojik olarak sizi çok rahatlatacaktır.
  • Yeni katılanların hepsiyle muhabbet edin az çok bilgi edinin. Arkadaşlık, birlik ve beraberlik askerlikteki en önemli unsur.
  • Aynı devrede askerliğe gittiğiniz kişileri birlik içinde her zaman kollayın ve gözetin. Kişilik olarak uyumlu olmadığınız hatta nefret ettiğiniz biri dahi olsa.
  • Acemilik sizin askerlikteki balayınız mümkün olduğunca iyi geçirin, kalıcı arkadaşlıklar kurmaya çalışın.
  • Bir grup halinde hareket edildiğinde ne çok önde olun ne de geride kalın. Özellikle iştima alanında kendinize ortada bir yer edinin.
  • Tanıdıklarınız var ise sonuna kadar kullanın, emin olun herkes kullanacak.
  • Dağıtım sonrası sizinle beraber aynı yere düşen kişilere her zaman öncelik verin.
  • Yeni birliğinizde aşçılarla ve santralle iyi ilişkiler kurun mutlaka işiniz düşecektir.
  • Uzun dönem asker ile ilişkilerinizdeki samimiyete dikkat edin, arada mutlaka mesafe bırakın.
  • Rütbelileri iyi analiz edin hangi rütbelinin hangi askere yakın olduğunu, yapılan yanlış ve işlenen suça karşı askere davranışlarını ölçün. Karşınızdaki rütbeliye göre davranış politikası belirleyin.
  • Boş zamanlarınızda mutlaka bir uğraş içinde bulunun, zamanın tahmininizden hızlı akmasını istiyorsanız uzun soluklu meşgaleler edinin. Dilinizi geliştirmeye çalışmak, vücudunuzu daha sağlıklı bir forma kavuşturmak gibi.
  • Sevgiliniz, nişanlınız ya da karınız yoksa bunlardan birini edinin yoksa diğer askerlerin ilişkilerine bakıp iç geçirmeniz kaçınılmaz.
  • Özel eşyalarınızı birilerine emanet etmekten kaçının ve sürekli yanınızda olmasına dikkat edin. (banyo dahil)

Bunlardan başka değerlendirmelerim olsa da bazı şeylerin birebir yaşayarak öğrenilmesi daha doğru olur kanısındayım...

Gelelim ben askerlikten neler öğrendim... Askerlikten öğrenilenler kişiden kişiye değişse de benim öğrendiklerimin içinden mutlaka sizinde birebir öğreneceğiniz şeyler olacaktır. Benim kişisel olarak öğrendiklerim;

  • Zamanın hızlı akmasına ihtiyaç duyduğunuzda giderek yavaşlaması.
  • Olaylara karşı tepkisiz kalabilmenin yararlı olabildiği.
  • Aile terbiyesinin önemi.
  • Mantıksız gözüken bir çok şeyin altında aslında mantık olduğu.
  • Aile sevgisi ve ilgisinin önemi.
  • Cahil insanlara karşı gösterilmesi gereken sabır.
  • Çorum, Adana ve Osmaniye'den adam çıkmayacağı.
  • Alaturka wc kullanımı.
  • Dışarıdan çok parlak gözükenin içeriden çürümüş olabileceği.
  • Yeşilin aslında o kadar güzel bir renk olmadığı.
  • Uykusuzluktan kimsenin ölmeyeceği.
  • 6-15 ay bayanlardan uzak kalarak yaşanabildiğini.
  • Kendi yatağınızın aslında çok rahat olduğunun farkına varılması.
  • 8 saat ayakta kıpırdamadan durulabileceği.
  • Öğrenmek istemeyene kimsenin hiçbir şey öğretemeyeceği.
  • Hayatta bitse de gitsek modunun bu kadar sık yaşanacağı başka bir yerin olamayacağı.
  • Üniversite okumuş kişi ile okumamış kişinin farkı.
  • Bir bayanın Askerlik kavramını asla anlayamayacağı.

Bakınız askerlik ne çok şey öğretiyor insana...ne mutlu değil mi?!

Son olarak askerde duyup öğreneceğiniz kelime ve cümlelerden bir kaç örnek vermek istiyorum...

"Askerliğiniz çok" : Sizin acemiliğe başladığınız süreçte teskere alan eski askerlerin size hitaben söylediği laf.
"Sizin yaptığınız askerlik mi?" : Tek tip askerlik çıkana kadar uzun dönemlerin kısa dönemlere sarf edeceği boş laf.
"Umurumda olur mu?!" : Bir askerin bir olaydan yakınması sonucu diğer askerin verdiği tepki.
"Ben mi Tutayım?" : Teskeresi yakın olan askerin nöbetten düşürülmesi sonucunda nöbet tutan askere seslenişi.
"Kalmış mı?" : Teskeresi yakın olan askerin bir iş yaptırmak isteyen askere söylediği ve kısaca -ben yapmam! anlamına gelen sözdür.
"Alt devre, Çömez, Torun" : Uzun dönemlerin aile ağacından tanımlamalar.
"Benle mi bot bağladın?" : Hadsiz konuşan alt devrelere verilen tepki cümlesi.

Bundan daha fazlasını duyacak ve emin olun sizde kullanacaksınız...Ama inşallah ben bir daha bu kelimeleri kullanmam. Ben kazasız, belasız bitirdim ve geldim sıra sizde. Şuan da askerde olanlara ve ileride asker olacaklara şimdiden "Geçmiş Olsun!"





Posted by Evren Barlas | zaman: 12:01 | 1 yorum

Askerlik...


Sonunda sıra bana da geldi ve Pazartesi bende vatani görevimi yapmaya gidiyorum. Bedelli 21 gün yapmayı düşünürken koşullar gereği 6 ay yapacağım. Belkide böylesi daha da iyi olacak. Dün gece (10 nisan 00.10) askerliğimi nerede yapacağımı öğrendim, öss sınav sonucu öğrenmek gibi bir durum...hafif stres bolca heyecan ve sonucunda Erzincan İl Jandarma Komutanlığı kısa dönem er. Şuan heyecan yok diyemem ama çokta değil yurt dışı deneyimlerimde başımdan epey zorluk geçti ve her geçen zorlukta bir şeyler öğretti. Bu 6 ayda da bir çok şey öğreneceğimi biliyorum ve yaşayacaklarım ile ilgili endişe duymuyorum. Asıl endişe duyulan 6 ay sonrası...

1-2 hafta öncesinden neler götüreceğim konusunda yeni askerden dönenlerden ve internet yazılarından bilgi aldım. 3 gün önce de kendi listemi oluşturup alış verişimi yaptım. Artık hangisi yararlı hangisi gereksiz gidince göreceğim ve deneyimlerimi paylaşacağım.



Aslında buradaki ürünlerden bir yazı yazmak isterdim ama vakit kısıtlıydı :)

Asker Evren'nin alış-veriş listesi şu şekilde oluştu;

  1. Güneş Kremi (50 Faktör)
  2. Silikon Tabanlık
  3. İç çamaşırı (alt üst 7 takım)
  4. Şampuan (saç ve vücut bir arada 2 adet)
  5. Dış Fırçası ve Macunu (2 adet)
  6. Traş takımı, Köpük ve Balsam
  7. Deodorant ve Rolon
  8. Dolap, Bavul ve Bot kilidi
  9. Sabun
  10. Çengelli iğne ve Dikiş Seti
  11. Havlu (Yüz ve Vücut)
  12. Terlik
  13. Yastık Kılıfı
  14. Eşortman
  15. Kirli ve Temiz Çamaşır Torbaları
  16. Giysi Kılıfı
  17. Asker Cüzdanı
  18. Telefon Kartı
  19. Islak Mendil (2 rulo)
  20. Wc Kağıdı
  21. İlaç ve Yara Bandı (Kas gevşetici, Mide ilacı, Mantar ilacı)
  22. Askı (2 adet)
  23. Kırtasiye
  24. Duş Lifi
  25. Siyah Çorap (7 adet)
  26. Spor Ayakkabı
  27. Kulak Pamuğu
  28. El kremi
  29. Bot için Boya


Bir şey unutmadım sanırım. Pazar günü (yarın) hızlı trenle Ankara Pazartesi sabah 9.20 uçağıyla Erzurum oradan da 3 saat otobüs yolculuğuyla ver elini Erzincan...Hadi Hayırlısı...

Uzun süre Blog sayfamda güncelleme yapamayacağım sanırım bu süre zarfında Mahmut Tuncer'den Jandarma(Cenderme) isimli türküyle beni içinizde yaşatın...Sevgiler, Saygılar...

Posted by Evren Barlas | zaman: 01:28 | 0 yorum

2 Reklam 2 Şarkı...

Çocukluğumdan beri reklam kuşağına ilgi duyar, reklamlar başladığında nadir kanal değiştiririm. Severek seyredilen programın reklam arasında "Ne çok reklam koyuyorlar?!" serzenişlerine de kızarım çünkü bilirim ki seyredilen program o reklamları almasa var olamayacak. Ayrıca bir ürünü ya da hizmeti satma çabası sonucu ortaya çıkan yaratıcılığın yarıştırılmasını izlemek keyif verici. Son dönemde reklamcılar, reklamların izlenebilirliğini arttırmak için müziği en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorlar, öyle durumlar yaratılıyor ki reklamla müzik öz deşiyor ve aynı müziği başka yerde duyduğumuzda aklımıza sanatçısından çok ürün ya da hizmet geliyor. Şu sıralar benim aklımda Puma'nın (Gnarls Barkley-Going On) ve Adidas'ın (Dee Edwards-Why Can't There Be Love) reklam müzikleri var, arayıp da bulamayanlar için ;








klipler Dee Edwards - Why Can't There Be Love

Posted by Evren Barlas | zaman: 01:47 | 0 yorum

El Bulli...Dünyanın en iyi restoranı...



Yemeklerle arası iyi olan bir ailenin üyesiyim -kilo ortalaması da bunun bir nevi göstergesi sanırım.- Yemek yemeyi seviyorsa insan yemek uğruna kat edilen mesafeler ve katlanılan zorluklar teferruattır. İspanya'nın Katalunya özerk bölgesinde cala montjoi koyunda bulunan El Bulli restoranı da dünyanın en iyi restoranı ödülünü aldığına göre her türlü zorluğa değecek kalitede yemekler yapıyor. Ancak katlanılacak zorluklar sadece ulaşım zorluğu ile sınırlı değil, yılın sadece 6 ayı açık kalan restoran için rezervasyon yaptırmak bir dert 1.000.000 kişinin içinden seçilen 8000 kişinin içinde yer almak ayrı bir dert.


El Bulli personeli 6 ay çalışıp 6 ay kazandıkları paraları yemiyorlar, diğer 6 ay boyunca daha mükemmel tatlar nasıl yaratırız diye çalışıyorlar. Yaptıkları da ortada yemekten çok bir sanat eseri kıvamında. Şeften daha çok sanatçı denmesini hak eden El Bulli'nin efsanesini yaratan Ferran Adria, Times tarafından dünyanın en etkili 100 adamı içerisinde gösterilen bir şahsiyet. Yemek yoluyla zevk verme sanatını icra eden Ferran'ın sihri "moleküler gastronomi" örneğin fıstık görünümünde olan bir yiyeceğin tadının ızgara karides olması.

Bir kişi için ortalama 250-350 euronun ödendiği restoranda yılda 8000 kişi yemek yese de Ferran Adria'nın verdiği röportaja göre devlet desteğinin yanısıra Adria’nın konferanslar, kitaplar, mutfak malzemeleri gibi ismini markalaştıran işleri olmasa, sadece restorancılıktan karnını doyurması mümkün olmayacakmış. İnanması güç ama gerçek. 2011 sonrası restoranın en az 2 yıl kapalı olacağını açıklayan Ferran bu dönem içinde sadece yemeğin kendisini değil restorancılığı yeniden şekillendirmek üzerine düşüneceğini söylüyor.

Büyük porsiyon yemekleri ekmek, pide ya da lavaşla tüketen Türk toplumu bu küçük porsiyonlarla sunulan sanatsal yemekleri yiyerek doyabilir mi? -Zor gözüküyor. Tıka basa doymaktan farklı arayışları olanların ölmeden önce yapılması gerekenler listesine El Bulli'de yemek yemeyi eklemesi gerektiğini düşünüyorum.





Posted by Evren Barlas | zaman: 14:52 | 0 yorum

Gs İletişim Platformunda "Giriş, Gelişme ve Sonuç"


Galataray taraftar forumundan alıntıdır.

Maçtan önce;

Daum Fenerbahçe kadrosunu açıklayınca :))
´´ Huhaahaa Super kadro çıkarmışlar.Kadroları yan yana koysanıza hacı her alanda ustunuz ´´
´´şu kadroya bakıpta halaa rahat kazanamazsak hiç çıkıp bundan sonra fark falan beklentisine girilmesin.Anadolu takımı kalitesinde bir kadro...´´
´´ sadece şansa ihtiyacımız var diğer tüm konularda üstünüz.şans ortada olursa 4 bizden yana olursa 7 atarız.ahanda yazdım buraya. ´´
´´Fenere fark atarsak forum cöker.´´
´´Ortasahaları şuan çok rezil kağıt üstünde‚ilk 15 dk da bir gol atıp 5-10 dakika kontrol futbolu oynarsak yemin ederim TARİHİN EN BÜYÜK FARKI GE-LE-Bİ-LİR.´´ ´´Antu erken kepenk indirmiş. Korktular şimdiden muhahaha´´
´´maçdan sonra da kalkmaz o kepenkler ´´
´´Gol yağmuru olucak bu akşam ´´
´´3 farktan aşağı atarsak yenilmişiz sayarım.´´

Maç sırasında;

´´Bu maçtada gol atamazsak son iki maçımızda 0 çekmiş olacaz Hücum gücümüzü kullanamıyoruz. King Baros nerdesin´´
´´şu fenerı yenemezsek yazık ya bu elanoda nasıl bu kadar silik oynuyor anlamıyorum biraz insiyatif al be adam topa yaklaş pas at duran top kullan bişe yap ya!!´´
´´ya kötü oynarsın belliki topta pek sevmiyo bizi ama resmen ruhsuz oynuyoruz adamlar ayaklarına topu aldıklarında bırakıyoruz rahat rahat döndünüyolar ´´
´´maç başında fark beklerken şimdi 1-0 olsun bizim olsun diyorum´´
´´Yedik´´
´´ulan FRANCO böyle golmu yigilir S***siz !´´
´´Selçuk Attı Bravo Yazıklar olsun sizin gibi takıma!!! ´´
´´Bari berabere bitsin şu maç yaaaa....´´ ´´moralim sıfır ölsemde kurtulsam ya bu nasıl bi hayat ´´
´´Mistik bi şeyler var ben inandım artık.´´
´´gooll yee gol ye de gidipte selcuktan yeme yaaaaaaaaaaaaaaa´´
´´senin gibi kalecinin allah b..lasini versin... su takimdan hemen bu s...sizin‚ mehmet topal‚ ve canerin gonderilmesi lazim..rikard da gitsin artik...kimse savunmasin bu heriifi bana.´´
Onu bunu bırakalım.Ntvspor u açalım gerçek derbi orada.Real Madrid-Atletico Madrid ´´

Maçtan sonra;

´´Şaşırılacak bir durum yok ortada esasında. Her sene ayni şeyler oluyor. Bunu taraftalra‚yönetimle‚teknik direktörle‚ şansla vs. ilgisi yok... Futbolla alakası olmayan insanları toplasa Fenerbahçe bizi yine bir şekilde dövmeyi başarır.´´
´´trübünlerde hep lüküs hayat yaşayan aile bireyleri maç boyunca yerlerinden kıpırdamadılar fenerlilerin sesi maç boyunca daha çoktu.500 tane fener taraftarın sesini dinledik´´
´´Taraftarımız da bir halta yaramıyor zaten.´´
´´Yahu birşey olmaz.İlk kezmi kaybediyoruz.Hayır..Dağılın şimdi. ´´ Bu mesaja cevap--- ´´şakamısın sen yaa´´
´´fenerin ölüsü bize yetiyor her zaman‚her şartta yeniyorlar bizi Bir kere şu takıma şansımız tutsun ya yeter ya ´´
´´Artik mucizeye kalmis isimiz.Bundan sonra fb´yle çikacagimiz her maç hükmen maglup sayilalim. ´´

Yorumsuz...Sade ve Net...


Posted by Evren Barlas | zaman: 18:00 | 1 yorum

Galatasaray-Fenerbahçe "Derbi"


Bir hafta önceki Gaziantepspor maçını canlı izledikten sonra Galatasaray maçının çok zor olacağını düşünmüştüm. Hemen tüm otoriteler Galatasaray'ı favori göstermişti hafta içi ancak buna rağmen Galatasaraylı taraftarların sosyal iletişim ağlarında maç hakkında yorum yapmaktan kaçınmaları düşündürücüydü bunun üstüne Facebook iletime "listemdeki Galatasaraylıların "bir mahsun mor menekşe" gibi suskun kalması ilginç..."maç sonuçlandıktan sonra konuşacağız" pozu mudur bu yoksa çok konuşup sonrasında yine hüsrana uğrayıp daha fazla dalga geçilmesine olanak sunmayalım duruşumu?!" yazdım.

Galatasaray maçı günleri heyecanlı olurum vakit geçmek bilmez, bu sefer saate bir baktım 18:00 olmuş bile, sabahki sakin hal gitti heyecanlı bir bekleyiş başladı. Uğurlu kaşkol takıldı televizyona yakın bir yer seçildi ve maç başladı. Zaman geçtikçe görülen Fenerbahçe'nin maça daha iyi konsantre olduğuydu-her Galatasaray maçında olduğu gibi-. Belki çok iyi bir futbol yoktu sahada ancak ne yaptığını bilen ve mücadele eden bir takımı seyretmekte keyifliydi. Devre 0-0 sonuçlandığında aklımdan "iyi mücadele ederken 1 gol atmalıydık" düşüncesi geçiyordu. İkinci yarıya beklenen gibi Galatasaray daha etkili başladı, yüreği ağza getiren Dos Santosun vuruşu auta gittiğinde dedemi anarak "atamayana atarlar" dedim. Bu deyişin 10 dk sonrasında beni yanıltmayan kişinin Selçuk oluşu hayret uyandırmakla beraber farklı bir mutluluk yarattı ancak golü Selçuk mu attı yoksa Leo Franco mu yedi orası tartışılır. Son dakikalarda Keitanın vuruşunu çıkaran kaleci Volkan belkide TSL'de sezonun kurtarışını yaptı ayrıca son dakikada topu poposuyla stop edişi sezonun hatırlanacak hareketleri arasına girdi. Maç bittiğinde sevinç ve huzur bir aradaydı, hemen Facebook iletisi yazma gereği gördüm ve "
kimse üzülmesin...kimse de sevinmesin...alışık olunan bir duruma karşı ne üzülmeye ne de sevinmeye gerek yok..."yazdım. Gecenin sonunda babamın "bu akşam şöyle rahatça uyuyacağım" demesi de yüzümde tebessüm yarattı ve gerçekten de daha bir huzurlu uyudum.

Maç sonundan sabaha kadar da oldukça maç geyiği yaratılmış, sevdiklerimi paylaşmasam olmaz. İşte bazıları;

Kadıköyde çaldığımız MOR MENEKŞE şarkısına misilleme olarak Kanaryam şarkısını hazırlatan 6alatasaray yönetimi Fenerbahçe hezimetinden sonraki yeni şarkısını açıkladı: Kazım Koyuncu&Şevval Sam Koyverdin Gittin Beni

Arda Turan, Sinem Kobal, Adnan Polat ele ele verip Selana'yı çağırsa bile bu eziyet bitmez.

Devlet, Ali Sami Yen ızdırabına son veriyor. Türk Telekom Arena 6 ay sonra devreye giriyor.

Aziz Yıldırım'dan bu sene yeni transfer değil, yeni bir ezeli rakip istiyoruz.

Maç bileti 90 TL, dakikası 1 TL olmuş bu büyük zevkin.

Turkcell, Avea ve Vodafone bu kampanyada birleşti. KOY yaz 1907 ye yolla fener gelsin evinde koysun KADIKÖY'e kadar yorulma

Posted by Evren Barlas | zaman: 14:44 | 0 yorum

D&G Le Bateleur


Parfüm seçimi önemlidir, erkek içinde bayan içinde. Kalabalık bir ortama girdiğinizde sizi ilk ayırt eden parfümünüzdür. Bu yüzden farkındalık yaratacak parfümleri tercih etmek sizi daha bir ayırt edilen hale getirecektir. Bunun için önerilerimden biri unisex bir parfüm olan D&G Le Bateleur; kakule ve ardıç ağacı meyveleriyle vetiver, günnük, cedar, kişniş ve su bitkilerinin karışımı ile oluşturulmuş. Bu fark yaratan parfüme sahip olmak isterseniz 150 TL karşılığında buraya tıklamanız yeterli. Emin olun pişman olmayacaksınız.

Posted by Evren Barlas | zaman: 13:51 | 0 yorum

Ozo Watch



St. Petersburg doğumlu genç tasarımcı Anton Repponen imzalı Ozo saat henüz satışı olmamasına rağmen bir çok kişinin sahip olmak istediği bir ürün haline geldi. Saatin özellikle gece görünüşü harika. Bu kadar beğenilen bir ürünün satışa sunulması uzun sürmez -umarım-. Takipte olduğum bu ürün hakkında bir gelişme olursa burada paylaşacağım.

Posted by Evren Barlas | zaman: 09:17 | 0 yorum

İzlenmeli...Herkesin Keyfi Yerinde


Filmi seyredenlerin yorumlarını okumadan, Robert De Niro hayranlığımla filmi seyretmeye karar verdim. Filmin afişine bakılırsa güleceğiz diye düşünüyor insan oysaki film bir iki sahne dışında pek güldürmüyor. Afişine tezat şekilde aile dramı işlenen filmde, çocuklarının geleceğini yönlendirme çabasının sonucu olarak büyük beklentiler içine giren babanın gerçeklerle yüzleşmesi sade fakat etkileyici bir dille anlatılmış. Kişisel kanım çok büyük beklentiler içine girilmeden izlenilmesi gereken bir film...

Posted by Evren Barlas | zaman: 06:54 | 0 yorum

Dinlenmeli... Anda Adam - love on you

Hayatımın hiç bir döneminde belli bir müzik türüne, belli bir gruba ya da soliste bağlı kalmadım. Bu iyi mi kötümü tartışılır genel görüş seçilen müzik türünün insanın kişiliğini belli ettiğidir. O halde benimki pek anlaşılamaz, ben kulağıma ne hoş geldiyse dinlerim. Bu şarkıda bunlardan biri, genel müzik tercihimi yansıtmasa da dinlemek hoşuma gitti umarım sizinde hoşunuza gider.




Posted by Evren Barlas | zaman: 13:54 | 0 yorum

Evlenilesi Bayanlar...(Selen Sevigen)


Selen Sevigen ilk olarak Türkmax kanalında yayınlanan Gala adlı programda dikkatimi cezbetti. Fizik olarak Kim Kardashian ile Monica Belluci arası bir havası var, tek tek şurası şöyle burası böyle demeye gerek yok genel olarak güzel. Ayrıca giyim tarzı da takdire şayan özellikle seçilen ayakkabılara dikkat!

Selen Sevigen bu güzelliğinin yanında Bilkent Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdikten sonra, önce California Üniversitesinde ardından London Academy of Music and Dramatic Arts'ta müzik ve sinema eğitimi almıştır. "O... Çocukları" ve "O Şimdi Mahkum" filmlerinde aldığı roller ile kendini gösterme şansı bulan Selen ayrıca CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in de kızıdır.

Selen Sevigen özel yaşamında bir süre Tucay Şanlı ile ilişki yaşamış, geçtiğimiz sevgililer gününde de Gökhan Özen ile nişanlanmıştır. Buda sanırım "hiç kimse mükemmel değildir." Sözünün hayat bulmasıdır. Kişisel temennim bu güzelliğin karşısında "benim için naapardın?" şarkısının söylenmemesi.

Gala Programını Digiturk 23. kanaldan Cumartesi günü 12:00, Pazar günü 13:15'te seyredebilirsiniz. İyi Seyirler...






Posted by Evren Barlas | zaman: 10:34 | 0 yorum

Hayattaki "Çan Eğrisi"





4 yaşında başarı ... donuna işememektir.

12 yaşında başarı... arkadaş bulabilmektir.

16 yaşında başarı... araba kullanabilmektir.

20 yaşında başarı... seks yapabilmektir.

35 yaşında başarı ... para kazanabilmektir.

50 yaşında başarı ... çok para kazanabilmektir.

60 yaşında başarı ... seks yapabilmektir.

70 yaşında başarı ... araba kullanabilmektir.

75 yaşında başarı ... arkadaş bulabilmektir.

80 yaşında başarı ... donuna işememektir.

Posted by Evren Barlas | zaman: 09:26 | 0 yorum

81'li olmak...Super Frog oynamaktır.


81'li olmak etiketinde yeni bir bölüm açmaya karar verdim, böylelikle daha genç nesil 81 doğumlular evrim sürecinde nelere maruz kalmış görebilecek ve biz 81'liler olarak eskiyi hatırlayıp iç geçirebileceğiz.

Belki Comodore 64 den başlanabilirdi -ki elimde ileride antika olarak değerlenecek diye 1 adet tutuyorum- ancak yakın zamanda Amigadan kalma bu müthiş oyunu tekrar oynama şansım oldu. Oyunun toplam boyutu 5,14 mb bugünlerdeki oyunların gb olarak yer kapladığını düşünürsek bu kadar küçük boyuttaki bir oyundan bu kadar performans almak müthiş. Ayrıca sakın boyutuna eskiliğine bakıp oyunu kolay sanmayın emin olun uzun süre uğraşacaksınız.

Oyunun konusuna gelince; Yakışıklı bir prens olan süper kahramanımız büyücüler tarafından kurbağa dönüştürülmüş durumdadır. Genç prens büyüyü bozmak ve güzel prensese ulaşmak için çeşitli rakiplerle değişik mekanlarda mücadele etmesi gerekmektedir. Bu mücadele esnasında oyunu kaydedemeyecek olmanızda epey sıkıntı yaratacaktır, bunun yerine bölüm sonunda gamble diyip slot makinesinde şansınıza güvenip 3 kutuyu yan yana getirip bölüm şifresi almaya çalışmalısınız. Şifreyi aldığınızda bir yere not edin oyuna yeniden başladığınızda options sekmesinden önceden aldığınız şifreyi girerek şifreyi aldığınız levelden başlayabilirsiniz. Ayrıca kontrol ve ekran ayarları gibi özellikleri F12 tuşundan istediğiniz konuma getirebilirsiniz. Şimdiden iyi eğlenceler!

Posted by Evren Barlas | zaman: 22:37 | 0 yorum

Dünyadaki en Büyük Fotoğraf "26 Gigapixel"



Gerçekten büyük bir çalışmanın sonucu olan bu fotoğraf, Almanya'nın Dresden şehrinde Canon 5D mark II ile 400mm-lens kullanılarak çekilen 1665 fotoğrafın birleştirilmesiyle oluşturulmuş. Robot bir tripod ile 172 dakikada çekilen fotoğrafların uygun format haline dönüştürülebilmesi 94 saat sürmüş. Nasıl oluyor da böyle bir şey ortaya çıkıyor diye düşünenler Google Earth uygulamasını düşünsünler hemen hemen işin özü aynı.

Posted by Evren Barlas | zaman: 19:13 | 0 yorum

Kullanılmalı..Chatroulette!




Resimlerden de anlaşılacağı üzere boş anların boş değerlendirilebilmesi için güzel bir site Chatroulette! İşin güzel kısmı siteye kayıt olmak, can sıkan reklamlarla uğraşma derdi yok, sadece kameranız olması yeterli tabi bir de yanınıza öz güveninizi almayı unutmayın. Farklı ülkelerden değişik kişilikleri tanıma şansınız da var bıyıklı Türk erkeklerini de artık orası tamamen sizin şansınıza kalmış. İlla bayan kişiliği tanıyacağım ben diyorsanız "next person" tuşunu aşındırmanız gerekecek. Şimdiden bol şanslar.

Posted by Evren Barlas | zaman: 18:56 | 0 yorum

Alınmalı...MiLi iPhone Projector



Iphone'u beğenenler olduğu kadar beğenmeyenler de var ancak bir üründen bu kadar ürün türetilebilmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı. Iphone için üretilen yeni bir ürün daha hepimize hayırlı olsun. Bence gayet kullanışlı bir ürün çekilen fotoğraflar ve videoları duvara yansıtarak küçücük ekrana yanaşık kafalarla bakmak zorunda kalınmayacak.

Ürün özellikleri kısaca şöyle;


-Ses ayarı, parlaklık ve kontrast ayarı için kumanda.
-iPhone, iPod Classic ve iPod Touch ile uyumlu.
-Aynı zamanda Blackberry, diğer görüntü kaynakları, DVD player, VCR, laptop, PC vb.
-AV giriş/çıkış fonksiyonu.
-70 inç maksimum yansıtma boyutu.
-Dahili stereo hoparlör.
-USB'den veya duvar prizlerinden şarj edilebilir.
-Şarj süresi: 3 saat.
-Tam USB şarjı size 1.5 saat izleme imkanı sunar.
-iPod veya iPhone'unuz cihaza takılıyken şarj eder.
-Katlanabilir yapı ile daha sağlam duruş.
-14.8 x 7 x 4.1 cm.

Fiyatı şuan için biraz pahalı £229.00.



Posted by Evren Barlas | zaman: 10:43 | 0 yorum

Evlilik Programları Meselesi...




Tv kanallarının öğleden sonra yayın kuşaklarında da reyting alma çabası sonucu ortaya bir çok program çıktı. Önceleri "BBG", "Gelinim Olur musun?", "Yabancı Gelin" -unuttuğum varsa affola-programları Türk izleyicisinin can evi olan "dedikodu" merakından vurdu. Sonrasında RTÜK "Türk aile örf ve ahlakı ...vs" tadında kararlar aldı ardından bu programlarda yaşananlar kurmaca mı soruları akla geldi ve programların devamı çekilmedi -zaten yeterince çekilmişti-. Sonunda izleyicilerin kafasında kurmaca mı sorularının daha az yaşandığı "Türk örf ve adetlerine" daha uygun bir program bulundu nam-ı diğer "İzdivaç". Sunucunun ismine göre program ismi değişebilir ama amaç asla. Programlarda yaşlı, az çok birikimi olan erkekler "hayat arkadaşı" adında hayatlarına son bir heyecan katma çabası içinde bayanlar ise anlaşmak sorun değil önemli olan parasıyla beni rahat ettirsin düşüncesinde. İşte evlilik bu kadar "kutsal bir müessese" programa katılanlar için. Bazı izleyenler için ciddiye alınarak seyredilen ve ev içinde tartışmalara dahi konu olabilecek bir program bazıları için ise gülmek için birebir. Bu programlar evlenecek kimse kalmayana dek sürer mi? diye düşünüyor insan ama bilinmelidir ki bu programlarda gün gelecek yerlerini başka programlara bırakacak-inanması zor olsa da-. Ancak programda yaşanan ilginç diyaloglar unutulmayacak. İşte bunlara bir kaç örnek;




tv - kuşuma bakarmısın :) | izlesene.com



tv - döşü kıllı olsun | izlesene.com

Posted by Evren Barlas | zaman: 17:20 | 0 yorum

Yargı Krizi Meselesi...



Türkiye'de yaşanan son olaylara dair Turhan Selçuk çizimiyle, Yılmaz Özdil yazısıyla düşüncelerime tercüman olmuş.


Tango and Cash

Adamlar polistir... Bi karambol olur, iftira atılır, zart diye içeri tıkılırlar.

Böylece, enseleyip içeri tıktıkları azılı mahkûmlarla aynı hapishanede adalet mücadelesi vermek zorunda kalırlar.

*

The Last Castle

Generaldir... Irak'ta Bosna'da acayip işler başarmış kahraman komutanken, bi katakulli olur, suçsuz yere içeri tıkılır. Kendisinden düşük rütbeli cezaevi müdürüyle papaz olur filan.

*

Brubaker

Hapishane müdürüdür... İnsan hakları suçlarını belgelemek için, sanki mahkûmmuş gibi içeri girer. Rüşvetçi, işkenceci hapishane yönetimini mahkûm eder, şerefsiz valiyi rezil-i rüsva eder.

*

Red Corner
Avukattır... Çin'de büyük bir iş bağlantısı yapar, ödül olarak kendisine Çinli bir kız ısmarlar. Ayvayı yer. Çünkü, sabah kalktığında kızın cesediyle karşılaşır, içeri tıkılır. O masum olduğunu kanıtlayana kadar, seyirciler bir daha Çin'de zamparalık yapmamaya yemin eder.

*

Prison Break
FBI ajanıdır... Adaleti yerine getireyim diye bir suçluyu öldürür, bahçesine gömer, unutmak için uyuşturucuya başlar, derin devletin kucağına düşer, neticede içeri girer. Başroldeki suçsuz mahkûmlarla kanka olur. Firar eder. Kendisini tufaya getiren derin devlete savaş açar.

*

A Few Good Men
Subay avukattırlar... Cinayetten
içeri tıkılan erleri savunurken, meğer, cinayet emrini bir albayın verdiğini bulurlar, askeri yargı davası memleket meselesi haline gelir, çarşı karışır.

*

24
ABD Başkanı'dır... Aslında başkan yardımcısıdır, hükümet darbesi yapar, başkan olur, teröristlere kitle imha silahı satar, haysiyetsiz bi arkadaş olduğu ortaya çıkınca, yargılama bile yapılmadan ömür boyu ev hapsine mahkûm edilir, kafayı yiyen eşi tarafından haşırt diye bıçaklanır.

*

Hollywood bu...

*

Generali de içeri tıkarlar, avukatı da, polisi de, ajanı da... Hatta başkanı da.
*


Peki, film icabı bile olsa, tutup içeri tıktıkları “Başsavcı” var mı? İşte o yok.

*

“Avatar”ı hayal etmeyi başaran senaristler, böyle bi şeyi hayal edememişler... “E yok artık!” demişler.

*

Gerçekçi olmaz çünkü.
Komedi filminde bile olmaz.

Posted by Evren Barlas | zaman: 13:25 | 0 yorum

Alınmalı...Akvaryum



Hayvan beslemek özveri gerektiren bir uğraş, ben bunu köpek besleyerek anladım. Yemeği, aşısı, temizliği, tuvaleti, eğitimi gerçekten zor. Akvaryum balığı sahibi olmanın da kendi çapında zorlukları var elbet ancak yalnız bıraktığınızda acaba ne yaptı diye kafanızın daha az yorulacağı kesin. Akvaryum iyi de temizliği can sıkar diyenlere müjde çünkü bu 2 akvaryum alternatifi kendi kendini temizleme özelliği taşıyor üstelikte görsel olarak koyulduğu mekana hareket katacak nitelikte. Hayvan sevgisini daha az çabayla göstermek isteyenler için akvaryumlar sizi bekliyor.


Posted by Evren Barlas | zaman: 18:10 | 0 yorum

Kullanılmalı...Fizy/videomüzik


Fizy müzik severler için gerçekten harika bir site. Kendim bizzat test ettim en bulunması zor şarkı ve videolar üzerinde ve her seferinde sonuç başarılı oldu. Kendi listelerinizi oluşturmanız bunları adlandırmanız kadar twitter ve facebookta da bunları paylaşmak hoş seçenekler. Bir güzelliği de mood sekmesi, bu sayede o anki ruh halinize göre şarkılar dinlemeniz mümkün ayrıca benim gibi keşfetmeyi sevenler içinde bulunmaz bir nimet. Güle güle kullanın.





Posted by Evren Barlas | zaman: 21:18 | 0 yorum

14 Şubat Meselesi...


Sevgilisi olanı da olmayanı da huzursuz eden güne çok az kaldı. Aslına bakılırsa sevgilisi olmayan erkekler sevgilisi olan erkeklere göre daha huzurludur o gün. Sevgilisi olan erkeğin üstünde ağır bir yük vardır; hediye seçimi, günün geçirileceği mekan seçimi ve söylenmesi muhtemel sevgi sözcüklerinin seçimi gibi. Peki neden sevgililer gününde erkek daha çok çaba sarf etmesi gereken taraftır? Bütün günün planlamasını yapıp erkek arkadaşının sadece eşlik etmesini isteyen bir bayan görmedim, duymadım da. Erkeklerin hediyelerine karşılık daha müthiş bir hediye alan bayana da rastlamadım ama bu benimde şansızlığım olabilir. Sonuçta erkekler sevgililerini sevgililer gününde mutlu etmek için daha çok çabalayan taraf olacaktır ve bu böyle gelmiştir böylede gidecektir.

Bazı çiftler sevgililer gününü "piyasayı hareketlendirmek için uydurulmuş bir gün" bazıları "bizim için her gün sevgililer günü özel bir gün değil ki." tadında yorumlasalar da çiftin erkek tarafı buna kanmamalıdır. Çünkü hiç bir kız başka bir kız arkadaşına biz sevgililer gününe inanmıyoruz demek istemez. Son ana kadar sizden bir sürpriz bekleyecektir ve siz gerçekten hiç bir şey yapmazsanız dolaylı ya da dolaysız kavga etmeyi göze almış bulunmuşsunuzdur.

Hediye konusuna gelince, bu ay yayınlanan Boxer dergisinde ünlü kişilere size alınan en güzel hediye neydi diye sormuşlar. Hemen hepsi küçük ve basit hediyelerden söz etmiş, beraber çekilmiş fotoğraflardan oluşan takvim ya da albüm en çok verilen cevap. Sakın bu ünlü kişilerin kendileri maddiyatçı lanse edilmesin diye söyledikleri cevaplara inanmayın. Paranız varsa gösterişli bir hediye alın yoksa mutlaka onu şok edecek bir sürpriz hazırlayın. Tabi aklından çıkmak istemediğiniz bir sevgiliniz varsa.

Sevgilisi olmayanlar sevgililer gününde kendilerini şanslı saymalı mıdır? Tartışılır. Kendi adıma sevgililer günü insana yük getiriyor olsa da hayatınızda gerçekten mutluluğu için çaba sarf edilecek birisinin olması güzeldir. Gerçi ben hayatımın en güzel sevgililer gününü o an itibarıyla sevgili olmadığım biriyle geçirmiştim. Umarım bir gün daha iyisi yaşanır. Şimdiden herkesin sevgililer günü kutlu olsun...


Posted by Evren Barlas | zaman: 12:29 | 0 yorum

Evlenilesi Bayanlar...(Tanem Sivar)



Evlenilesi bir bayan Tanem Sivar, Özel Marmara Koleji’nden mezun olduktan sonra San Diego State Üniversitesi’nden İletişim ve Televizyon- Sinema bölümlerinden mezun olmuş. Bir sene Fox Tv ve 944 da çalıştıktan sonra 2005 yılından beri Acun Ilıcalı Prodüksiyon’da çalışıyor. İlk kez gözüme Acun Firarda programında çarptı şimdi ise Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasını seyretme sebebim. Normal şartlarda seyretmeye katlanamadığım sahne öncesi ve sonrası röportajlarını seyredilebilir ve bitmesini istemediğim anlar haline getiriyor. Öyle aman aman güzelliği yok ancak güzel gülüşü ve etrafına yaydığı pozitif enerji onu evlenilesi bayanlar klasmanıma sokuyor. Saçlarının ve dişleri ışıltısı değinilmeden geçilecek türden değil, ışıl ışıl.Kişisel kanaatim beraber olduğu İnsanın ömrünü uzatır.

Posted by Evren Barlas | zaman: 10:19 | 2 yorum

Spor Yapmalı..!


Hayatta kendimle ilgili yapmayı en çok istediğim şey böyle bir vücuda sahip olmak hatta bucket listemde bile bu var. Madem bu kadar istiyorum neden yapamıyorum sorusunu kendime defalarca soruyorum ve kendimce bahaneler üretiyorum. Yeterli zaman olmaması -son 3 ay yeterli gelmedi mi?!- Yeterli motivasyon olmaması-ileride çocuklarına gösterecek havalı bir havuz başı foton olmaması acı olmaz mı? ha bide yakışıklı değil ama sempatiklikten kurtulmada yeterli motivasyon olmalı- Bu çelişkilerden kurtulduğum zaman bu yolda başarıya ulaştığım an olacaktır bunu biliyorum ve bu zaman yaklaşıyor bunu hissediyorum. İnsan bir şeyi çok isterse onu mutlaka yapar ve ben 30 yaşıma böyle bir vücutla girmeyi istiyorum.

Aynı duyguları paylaştığım kişiler için bir site öneriyorum. 4 ay sürecek bir programı kapsıyor beslenmede buna dahil edilmiş. Bir gün bende başarı öykümü fotolarla burada yayınlayacağım inşallah.


Önce videoyu izleyin ve üye olun gerisi gelecektir, gelmelidir.




Posted by Evren Barlas | zaman: 10:35 | 0 yorum

Gülünmeli...Yiğit Özgür Erotik Hikaye Yazarsa :)





adım tahsin yolbeyli, 23 yaşındayım. bu yaz tatlilinde komşumuz ayfer ablayla yaşadığım macerayı sizinle paylaşmak istiyorum... ayfer abla iki yıl önce kocasıyla birlikte apartmanımıza taşınmıştı... ve ben, o günden beri onun için çıldırıyordum... ayfer abla 32 yaşında 1.65 boylarında beyaz tenli enfes bir kadındı...
kocası ümran abi 39 yaşında 1.85 boyunda atletik yapılı, yanık tenli, nefis bir adamdı... ama konumuz o değil, konumuz ayfer abla...
ayfer abla sürekli giydiği askılı bluz ve mini etekle aklımı başımdan alıyordu. bir gün dayanamayıp kendisine açıldım...
-ayfer abla sürekli niye aynı şeyleri giyiyon?insan kokar yav...
-yıkıyoruz herhalde...
aradan günler geçti... o gün başıma geleceklerden habersiz, semtimizin bakkalı ismet abiyle sohbet ediyordum... ismet abi 43 yaşında 1.50 boylarında buğday tenli, buğday gibi bi adamdı...oldukça atletik bi gülümsemesi vardı... konumuz ayfer abla olduğu için onu da es geçiyoruz...
ben bakkaldayken içeri ayfer abla girdi...üzerinde vücut hatlarını belli eden bir tişört vardı... nereye gittiğini sorunca köpeği muffy'yi gezmeye çıkarttığını söyledi...
muffy 1,5 yaşında, 40-45 santim boylarında enfes bir köpekti... ipek gibi tüyleri... amaan, ayfer ablaya geçiyorum...
ayfer abla beş on dakika muffy'ye göz kulak olabilir miyim diye sordu. hemen kabul ettim tabi... eğilip köpeğinin tasmasını takarken gözlerime inanamadım... sütyen giymemişti!!!
aklımı kaybedecek gibi oldum... elim ayağım birbirine dolanmıştı... sonra ayfer abla muffy'yi bırakıp gitti... o gidince hayvan huysuzlandı... havlamaya başladı... sakinleştireyim diye kucağıma alınca gözlerime inanamadım... sütyen giymemişti!!!
hemen ismet abiyi kontrol ettim. o da sütyen giymemişti!!! peki kimdi bu sütyeni giyen?!... tanrım yoksa...
aman allahım ben giymiştim! hem de annemin sütyenini giymiştim! hatırlıyorum annem bu sütyeni tuhafiyeci erhan'dan almıştı...

tuhafiyeci erhan 1.75 boylarında, kumral... lan ben bu sütyeni nasıl giydim lan?!.
hemen sütyeni çıkarıp muffy'ye taktım. muffy çıkarıp, ismet abiye attı... ismet abi de dolgun kalçalarını sergileyerek sütyeni tezgahın altına sakladı...
o esnada ayfer abla içeri girdi!.. üzerinde vücut hatlarını gösteren bi gömlek vardı... hani tişört vardı, gömleği ne zaman giydin diye sorduk... tuhafiyeci erhan'a uğradım ondan aldım dedi...
tuhafiyeci erhan 1.75 boylarında, kumral. bi dakka noluyo lan orda? vay şerefsizler!!
-git lan! git!..
işte böyle.. artık muffy, ben ve ismet abi her gün buluşup sevişiyoruz...hayat bizim için çok daha renkli oldu. öyle değil mi ismet abi?
-harbiden dolgun mu lan kalçalarım

Posted by Evren Barlas | zaman: 15:43 | 0 yorum

Alınmalı...iPad






Oldum olası içimde hep bi apple kullanasım olmuştur. iPhonela buna çok yaklaşsam da boyutlarından ve daha üstün özelliklerinden dolayı Htc Diamondu tercih ettim ancak iPhoneda yinede gözüm kaldı. Apple ürünlerinde hep bir çekicilik var piyasada özellik olarak onlardan çok daha iyi ürünler olmasına karşın herkes elinin altında bir apple olsun ister. Bu ürününde ikamelerine göre eksileri var;

-CD-Rom olmamasına alıştık ama ayrıca yanında USB girişinin de olmaması
-Internal battery(dahili ve sabit pil)
-16GB, 32GB ve ilerde 64GB arttırılamaz hafıza
-1Ghz işlemci hızı
-Herhangi bir donanım yükseltme (hardware upgrade) imkanı vermemesi
-Kamera özelliğinin olmaması.
-Flash’ı desteklememesi
-İşletim sistemi beklendiği gibi Mac OS değildir.
-Firmware 3.1.2 desteği(!) ile birden çok programı aynı anda çalıştırmak mümkün değil.
-Bluetooth var ama veri transferi için değil. Sadece klavye, kulaklık gibi yan ürünler için.
-Herhangi bir klavye, kamera, yazıcı bağlayabilmeye imkan tanımaması, lisanslı Apple ürünü almaya sizi zorlaması(şartlandırması). (Kullanıcı dostu ürün tam tersi olur zira…)

Bu kadar eksilerine rağmen elimde olmasını istediğim bir ürün. Başlangıç fiyatı da çok cazip $499. Bu cazip fiyatın sebepleri yukarıda bahsettiğim eksileri özellikle de kullanıcıyı lisanslı Apple ürünlerini almak zorunda bırakması. Nisan civarı Amerika'dan Tr ye gelecek birilerini bulmak gerekiyor. Tr de fahiş fiyatla satışa sunulması kaçınılmaz gözüküyor.


Posted by Evren Barlas | zaman: 08:15 | 0 yorum

Dinlenmeli..Urban Species feat. Imogen Heap - Blanket

Uzun zamandır bu parçayı duymamıştım. Powder Blue adlı filmi izlerken ne güzel şarkıymış diye düşündüm. Tabi ki Jessica Biel'in filmdeki performansı da şarkının dinlenebilirliğini arttırdığı bir gerçek. Filmi izlemeyenler sözüm size, sadece bu performans için bile bu film seyredilir ki film gerçekten harika. Dinleyin, izleyin ve kendinizden geçin.


Posted by Evren Barlas | zaman: 16:08 | 0 yorum

İzlenmeli...



"Vegasta olan Vegasta kalır." En azından kalması gerektiğini bu filmden bir kez daha anlaşılıyor.Herkesin hayalidir Vegasta geçirilecek sonu düşünülmeyen zamanlar. Şanslıyım ki 3 kez bunu yaşama fırsatım oldu yalnız filmden sonra bir daha gidersem adamlar ne kullanıyorsa ben de denemeliyim düşüncesi oluştu.

Posted by Evren Barlas | zaman: 03:28 | 0 yorum

Başlıyor..! e2 Perşembe 22:15




Bu diziyi izledikten sonra keşke yeni bir kariyer planlaması yapabilseydim diyorum. Erkek çocuğum olursa diye bu diziyi arşivlemek akıllıca olabilir. Ha bide estetik cerrahlığı Tr de değilde yurt dışında yapmak lazım yoksa yağ al yağ al nereye kadar... :)

Posted by Evren Barlas | zaman: 03:04 | 0 yorum