
Son dönemde internet bağımlılığının tüm dünyada artması sonucu teknoloji firmaları notebooklardan netbooklara yöneldi. Notebooklara göre daha mobil ve işlevsel olan netbooklar uygun fiyatlarıyla da teknoloji müşterilerini cezbediyor.-sony p serisini uygun fiyat skalasından ayırabilirsiniz- Apple'ın İpadinin sınırlı özelliklerine rağmen marka değeri ve görselliğiyle büyük ilgi görmesinin ardından Sony firması hem görsellik hem de işlevsellik bakımından rakiplerinin önünde olan P serisinin 2. jenerasyonunu da piyasaya sürdü.
Peki genelde 300$-500$ dolar aralığında olan netbook fiyatlarının yanında Sony P serisi neden USA fiyatı 900$? Aradaki fiyat farkının belkide en önemlisi Sony'nin "like no other" sloganını her aldığımız üründe bize göstermesidir. Kendisi bir Sony olan ve diğerlerine benzemeyen P serisi de markanın sloganını kanıtlayan bir ürün. Ayırt edici özelliklere geldiğimizde 632 gr ile rakiplerinin hemen hemen yarısı ağırlığında, 8" (1600x768) ekrana sahip ki bu en yüksek çözünürlükte olan(1280) rakiplerinin epey önünde yer alırken 120 GB SSD'ye sahip oluşu da bir diğer artısı.
Sony Vaio P serisi netbookların efendisi niteliğinde ve alışveriş yaparken en iyisini almaya çalışanların mutlaka listesine dahil etmesi gereken bir ürün.
Posted by Evren Barlas
|
zaman:
13:17
|

Yemeklerle arası iyi olan bir ailenin üyesiyim -kilo ortalaması da bunun bir nevi göstergesi sanırım.- Yemek yemeyi seviyorsa insan yemek uğruna kat edilen mesafeler ve katlanılan zorluklar teferruattır. İspanya'nın Katalunya özerk bölgesinde cala montjoi koyunda bulunan El Bulli restoranı da dünyanın en iyi restoranı ödülünü aldığına göre her türlü zorluğa değecek kalitede yemekler yapıyor. Ancak katlanılacak zorluklar sadece ulaşım zorluğu ile sınırlı değil, yılın sadece 6 ayı açık kalan restoran için rezervasyon yaptırmak bir dert 1.000.000 kişinin içinden seçilen 8000 kişinin içinde yer almak ayrı bir dert.

El Bulli personeli 6 ay çalışıp 6 ay kazandıkları paraları yemiyorlar, diğer 6 ay boyunca daha mükemmel tatlar nasıl yaratırız diye çalışıyorlar. Yaptıkları da ortada yemekten çok bir sanat eseri kıvamında. Şeften daha çok sanatçı denmesini hak eden El Bulli'nin efsanesini yaratan Ferran Adria, Times tarafından dünyanın en etkili 100 adamı içerisinde gösterilen bir şahsiyet. Yemek yoluyla zevk verme sanatını icra eden Ferran'ın sihri "moleküler gastronomi" örneğin fıstık görünümünde olan bir yiyeceğin tadının ızgara karides olması.
Bir kişi için ortalama 250-350 euronun ödendiği restoranda yılda 8000 kişi yemek yese de Ferran Adria'nın verdiği röportaja göre devlet desteğinin yanısıra Adria’nın konferanslar, kitaplar, mutfak malzemeleri gibi ismini markalaştıran işleri olmasa, sadece restorancılıktan karnını doyurması mümkün olmayacakmış. İnanması güç ama gerçek. 2011 sonrası restoranın en az 2 yıl kapalı olacağını açıklayan Ferran bu dönem içinde sadece yemeğin kendisini değil restorancılığı yeniden şekillendirmek üzerine düşüneceğini söylüyor.
Büyük porsiyon yemekleri ekmek, pide ya da lavaşla tüketen Türk toplumu bu küçük porsiyonlarla sunulan sanatsal yemekleri yiyerek doyabilir mi? -Zor gözüküyor. Tıka basa doymaktan farklı arayışları olanların ölmeden önce yapılması gerekenler listesine El Bulli'de yemek yemeyi eklemesi gerektiğini düşünüyorum.
Posted by Evren Barlas
|
zaman:
14:52
|

Parfüm seçimi önemlidir, erkek içinde bayan içinde. Kalabalık bir ortama girdiğinizde sizi ilk ayırt eden parfümünüzdür. Bu yüzden farkındalık yaratacak parfümleri tercih etmek sizi daha bir ayırt edilen hale getirecektir. Bunun için önerilerimden biri unisex bir parfüm olan D&G Le Bateleur; kakule ve ardıç ağacı meyveleriyle vetiver, günnük, cedar, kişniş ve su bitkilerinin karışımı ile oluşturulmuş. Bu fark yaratan parfüme sahip olmak isterseniz 150 TL karşılığında
buraya tıklamanız yeterli. Emin olun pişman olmayacaksınız.
Posted by Evren Barlas
|
zaman:
13:51
|


St. Petersburg doğumlu genç tasarımcı Anton Repponen imzalı Ozo saat henüz satışı olmamasına rağmen bir çok kişinin sahip olmak istediği bir ürün haline geldi. Saatin özellikle gece görünüşü harika. Bu kadar beğenilen bir ürünün satışa sunulması uzun sürmez -umarım-. Takipte olduğum bu ürün hakkında bir gelişme olursa burada paylaşacağım.
Posted by Evren Barlas
|
zaman:
09:17
|

Iphone'u beğenenler olduğu kadar beğenmeyenler de var ancak bir üründen bu kadar ürün türetilebilmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı. Iphone için üretilen yeni bir ürün daha hepimize hayırlı olsun. Bence gayet kullanışlı bir ürün çekilen fotoğraflar ve videoları duvara yansıtarak küçücük ekrana yanaşık kafalarla bakmak zorunda kalınmayacak.
Ürün özellikleri kısaca şöyle;
-Ses ayarı, parlaklık ve kontrast ayarı için kumanda.
-iPhone, iPod Classic ve iPod Touch ile uyumlu.
-Aynı zamanda Blackberry, diğer görüntü kaynakları, DVD player, VCR, laptop, PC vb.
-AV giriş/çıkış fonksiyonu.
-70 inç maksimum yansıtma boyutu.
-Dahili stereo hoparlör.
-USB'den veya duvar prizlerinden şarj edilebilir.
-Şarj süresi: 3 saat.
-Tam USB şarjı size 1.5 saat izleme imkanı sunar.
-iPod veya iPhone'unuz cihaza takılıyken şarj eder.
-Katlanabilir yapı ile daha sağlam duruş.
-14.8 x 7 x 4.1 cm.
Fiyatı şuan için biraz pahalı £229.00.
Posted by Evren Barlas
|
zaman:
10:43
|


Hayvan beslemek özveri gerektiren bir uğraş, ben bunu köpek besleyerek anladım. Yemeği, aşısı, temizliği, tuvaleti, eğitimi gerçekten zor. Akvaryum balığı sahibi olmanın da kendi çapında zorlukları var elbet ancak yalnız bıraktığınızda acaba ne yaptı diye kafanızın daha az yorulacağı kesin. Akvaryum iyi de temizliği can sıkar diyenlere müjde çünkü bu 2 akvaryum alternatifi kendi kendini temizleme özelliği taşıyor üstelikte görsel olarak koyulduğu mekana hareket katacak nitelikte. Hayvan sevgisini daha az çabayla göstermek isteyenler için akvaryumlar sizi bekliyor.
Posted by Evren Barlas
|
zaman:
18:10
|

Oldum olası içimde hep bi apple kullanasım olmuştur. iPhonela buna çok yaklaşsam da boyutlarından ve daha üstün özelliklerinden dolayı Htc Diamondu tercih ettim ancak iPhoneda yinede gözüm kaldı. Apple ürünlerinde hep bir çekicilik var piyasada özellik olarak onlardan çok daha iyi ürünler olmasına karşın herkes elinin altında bir apple olsun ister. Bu ürününde ikamelerine göre eksileri var;
-CD-Rom olmamasına alıştık ama ayrıca yanında USB girişinin de olmaması
-Internal battery(dahili ve sabit pil)
-16GB, 32GB ve ilerde 64GB arttırılamaz hafıza
-1Ghz işlemci hızı
-Herhangi bir donanım yükseltme (hardware upgrade) imkanı vermemesi
-Kamera özelliğinin olmaması.
-Flash’ı desteklememesi
-İşletim sistemi beklendiği gibi Mac OS değildir.
-Firmware 3.1.2 desteği(!) ile birden çok programı aynı anda çalıştırmak mümkün değil.
-Bluetooth var ama veri transferi için değil. Sadece klavye, kulaklık gibi yan ürünler için.
-Herhangi bir klavye, kamera, yazıcı bağlayabilmeye imkan tanımaması, lisanslı Apple ürünü almaya sizi zorlaması(şartlandırması). (Kullanıcı dostu ürün tam tersi olur zira…)
Bu kadar eksilerine rağmen elimde olmasını istediğim bir ürün. Başlangıç fiyatı da çok cazip $499. Bu cazip fiyatın sebepleri yukarıda bahsettiğim eksileri özellikle de kullanıcıyı lisanslı Apple ürünlerini almak zorunda bırakması. Nisan civarı Amerika'dan Tr ye gelecek birilerini bulmak gerekiyor. Tr de fahiş fiyatla satışa sunulması kaçınılmaz gözüküyor.
Posted by Evren Barlas
|
zaman:
08:15
|